DAİMA MAZLUMDAN YANAYIZ
Müslüman, zalimin de mazlumun da kimliğini, dinini, fikrini, ırkını ve meşrebini sormaz. O her daim mazlumun yanında, zalimin karşısındadır.
Bu tavır ihtiyari değil, bir zorunluluktur ve her Müslümanın vazgeçilmez vazifesidir.
Bugün açık ve kesin olan şu ki; katil Amerika ve terörist İsrail zalim, İran, İran halkı ve hunharca katledilen öğrenciler mazlumdur.
Bu durumda her Müslüman, amasız, fakatsız İran’ın yanında, katil ve terörist İsrail ve Amerika’nın karşısında yer almalıdır. Aksi düşünülemez.
Evet, İran yönetimi katil Esed rejimine her türlü desteği vermişti. Böylece Suriye’de yüz binlerce masum çocuk, kadın ve sivilin katlinde, on binlerce kişinin işkence görmesinde (Sednaya Hapishanesi gibi), milyonlarca Suriyelinin ülkeyi terk etmesinde payı büyüktür.
Bugün İran’ın Körfez ülkelerinin petrol tesislerine saldırmasını da yanlış buluyor ve şiddetle kınıyoruz. Çünkü bu, Müslüman ülkelerin çatışmasına yol açar. İran, içindeki çok başlılığa son verip hemen bu saldırılarını durdurmalıdır. Yoksa terörist İsrail ve Amerika’nın isteyip de başaramadığını İran yapmış olur.
Tüm bu gerçekleri ne inkâr ediyor ve ne de görmezden geliyoruz. Biz o gün mazlum Suriye halkından yana, zalim Beşşar yönetimi, İran, Rusya, Amerika, PKK ve DAİŞ’in karşısında olmuştuk.
Bugün ise mazlum olan İran’dan yanayız. Suriye’de yaptığı zulmü ileri sürüp, terörist İsrail ve Amerika’ya sessiz kalamayız. Çünkü zulme sessiz kalmak, zalime destek olmak demektir.
Ayrıca bir kötülük, başka bir kötülüğü meşru kılamaz. Kaldı ki, siyonist İsrail’le emperyalistlerin Bölgemizle ilgili hain emellerini de biliyoruz.
Bu gerçekler ortada iken, maalesef bazıları İran’ın eski defterlerini karıştırarak katil Amerika ve terörist İsrail’den çok İran’ı tenkit ediyor ki, bu, Ümmete değil, düşmana hizmet olur.
Biz İran’ın yaptıklarını unutun veya görmezden gelin demiyoruz ama bugün o gün değil. Çünkü siyonist-emperyalist ittifakın saldırısı altındayız.
Biz bugün bu siyonist-emperyalist saldırıyı nasıl savacağımızı konuşmalıyız. Zira bugün İran’ı tenkit ve suçlama, sadece Amerika ve İsrail’e yarar.
Bu nedenle her Müslüman, İran’a, Lübnan’a, Gazze’ye düşen füzelerin, kendisine isabet etmiş gibi acı duymalı, terörist İsrail ve Amerika üslerine atılan füzelerinden dolayı sevinmelidir. Bu füzelerin daha büyük tahrip ve can kayıplarına sebep olması için dua etmelidir. İslami şuur bunu gerektirir.
Bu kirli savaşta İran da Lübnan da İslam âlemi de çok zarar görür ama Amerika’nın karizması da çizilir. Artık Körfez ülkeleri de Amerika’ya güvenmez ve kim bilir belki de böylece “İslam Savunma Paktı” yolu açılır.
Terörist İsrail‘e gelince, zaten güvende olmadığı ortaya çıktı. İsrailliler bu korkuyla yaşayamaz. İsrail’i terk daha da hızlanacak. Çifte vatandaşlar ve maddi durumu iyi olanların çoğu İsrail’i terk edecek. Bu da halkına güven vermeyen terörist İsrail’in, yüzüncü kuruluş yılını görmeden tarihin çöplüğüne gideceğine dair kuvvetli bir işarettir.
Ayrıca bu denli zalim ve terörist bir devletin uzun yaşaması Sünnetullaha (kâinat kanunlarına) aykırıdır. Zaten tarihte İsrailoğullarına ait hiçbir devlet seksen seneden fazla yaşayamamıştır.
Terörist İsrail de uzun yaşayamayacaktır. Çünkü bu kavim akrep karakterli ve mutlaka kendini sokarak helak eder.
