DİJİTAL ESİRLER-ROBOTLAŞMIŞ YENİ NESİL
Çatırdıyor, hem de ortasından. Aile kavramının anlamını yitirdiği, geleneklerin yerinde yellerin estiği, güvenin ve huzurun insan kimliğini terkettiği bir zaman diliminden geçiyoruz.
Hani o en çok övündüğümüz, öyle olmaktan gurur duyduğumuz toplumsal kimliğimiz vardı ya; acı ama gerçek, ortasından çatır çatır çatırdıyor. Her seferinde toplum yapısında ailenin önemine atıf yapar, her şeyin onunla başladığına işaret ederim.
Toplumu oluşturan en küçük yapı aile olduğuna göre, toplumun karakteristik özelliğini yansıtacak olan en önemli veriler de ailelerin bu yapı içerisinde sergileyecekleri davranış biçimleridir haliyle.
Yani ailelerin karnesi ne kadar iyiyse, toplamda toplumun karnesi de aynı oranda iyi demektir.
İyi anne babaların rol model olduğu çocuklar, yarının anne ve baba adayları olarak o toplumun geleceğinde belirleyici faktörü olacaklardır.
İyi veya kötü. İşte mesele de tam da bu. İçsel bağları kopmuş, geleneksel değerler ile ahlaki meziyetlerini bir kenara bırakmış aile bireylerinin yarına bırakacakları mirasları, onların neyi yapıp yapamadıklarıyla doğru orantılıdır.
Büyük küçük kavramının eşitlendiği, geleneksel değerlerin yerini, uydurma yeni nesil kalıpların aldığı, gerçeğin yerini sanal aleme bıraktığı, ahlaki değerlerin değersizliştirilerek normalmiş gibi sunulduğu bir zeminde, değerli bir toplum yapısından söz edemeyiz elbette.
Liyakatli anne ve babalar terimi sanırım bundan sonraki süreçte sıkça kullanılacak bir olgu haline gelecek. Liyakat sadece eğitimle kazanılmış bir ünvan olarak görülmemeli.
Eğitimle birlikte, insani ve ahlaki değerlerin, geçmişten bugüne aktarılmış geleneksel değerlerimizin de içinde olduğu bir özellik olarak her bireyde olması gereken bir kalıplar bütünü olarak yer etmeli.
Anne ve babalar sahip oldukları bu özelliklerle ancak güzel nesiller inşa edebilirler. Bu kavramlardan yoksun, kendi içlerinde kişilik sendromu yaşayan, benliklerini yitirmiş ve kişilik oluşumları yarıda kalmış anne ve babaların yetiştireceği........
