Toplum olaraka okumayı pek sevmiyoruz.

Okumak yerine, Tv.seyrediyoruz veya sosyal medyada vakit geçiriyoruz.

Sosyal medya da oto kontrolü sağlamak bugünkü ortama da imkansız gibi.

Her önüne gelen istediği paylaşımları yapabiliyor.

Toplumsal değerlere ve insan onuruna aykırı paylaşımlar konusunda ise pekte önlem alıcı bir çalışma yok.

Tabiri caiz ise yapanın yanına kar kalıyor diyebiliriz.

Toplumsal değerler ayaklar altında.

Bir tık fazla almak için annesini veya babasını küçük düşürecek paylaşımları mı dersin, mahremiyetini herkesle paylaşalar mı dersin, eşini soyundurup para kazanan alçaklarımı dersin...bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bu paylaşımlar içerisin de ciddi anlamda suç teşkil eden konularda adli tahkikat başlatıla biliyor.

Bireye yönelik bazı suçlar da ise şikayet aranmakta.

Gerçi bununla ilgili yeni düzenleme önümüzdeki aylarda yürülüğe girecek.

Son yıllar da TV. Yayınlarının içerik ve konularına baktığımızda ciddi anlamda toplumu her konuda olumsuz etkileyen bilinçli yapılmış yayınlar yapıldığı kanaatindeyim.

Televizyonlarda yayınlanan özellikle belli diziler (!), çarpık ilişkiler, kötü örnekler ve ahlâkdışı, gayrimeşrû yaşantılar, gelenek ve kültürümüze aykırı davranışlarla normalmiş gibi sunan bir politika izlemekteler.

Bazı kesimler bunun amacının reyting ve para olduğunu söyleseler de ben bu değerlendirmeye katılmıyorum.

Tamamen aile yapımızı,inancımızı ve geleneklerim izi yok etmeye yönelik bilinçli ve büyük bir çalışma sonucu hazırlanmış yayınlar olduğunu söyleyebilirim.

TV'lerin tamamına yakınının aynı yayın politikalarını izlemeleri biraz düşündürücü.

İzleyicileri eğitmek ve doğruya yöneltme konusunda yayınlar yok denecek kadar az.

Yetişkinlere kötü örnek olacak yayınları kabul edip bu şekilde hayatımıza devam ediyoruz.

Asıl tehlike son yıllarda küçük çocuklarımızı olumsuz yönden etkileyecek yayınların her kanalda yayınlanması.

Dünya genelinde 2 saat 54 dakika olan televizyon izleme süresi, Türkiye genelinde 4 saat 33 dakika olduğu araştırmalarla sabit iken, TV. Hayatımızın önemli bir parçası olmuş.

Dünya da en fazla TV. Seyreden ülkeyiz.

Son bir yıldır en fazla izlenen TV'ler sanki tek elden yöneltiliyormuş gibi aynı içeriklerle yayınlar yapmaktalar.

Bu yayınlara karşı cılız seslerle karşı çıkanlar olsa da, reytinglere baktığımızda toplumun büyük çoğunluğu bu gayri ahlaki yayınlardan memnun görünüyor.

Tehlikenin farkındayız ama görmemezlikten geliyoruz.

Artık haberlerde veya öncesinde toplumu kötü yönde etkileyecek şiddet ve gayri ahlaki olaylara ilişkin haberler sunulmakta.

Bu olumsuz olaylar karşısında sadece yorum yapamakla yetiniyoruz.

Yeni nesillere, rahat yaşama ulaşmak için yapılan her şeyin doğru olduğuna ilişkin bu yayınlar ve diziler her geçen gün artmakta.

Namus ve ifettin hiç bir önemi yok.

Rahatın için yaşa bu yaşama ulaşmak için yaptığın her şey meşrudur zihniyeti.

Okumayan ve fazla muhakeme etmeyen bir toplum olduğumuz yapılan araştırmalarla ispatlanmış.

Doğal olarak gördükleri ve duydukları ile yolumuzu çizdiğimiz düşünülürse tehlikenin büyüklüğü ortada.

Kontrol noktasın da olanlar bence yeteri kadar denetim yapmıyor.

Asıl düşündürücü olan bizler aile olarak saatlerce bu yayınlar ve dizileri birlikte seyrediyor olmamız.

Bizlerde ipin ucunu kaçırmış durumdayız.

Denetim noktasında olan kurumun adı RTÜK.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemekle görevli, Anayasanın 133. maddesi kapsamında üyeleri TBMM Genel Kurulunca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliğidir.

RTÜK, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlıdır.

RTÜK, 1994 yılında kurulmuştur. Yayın kuruluşlarını yakından takip ederek toplum değerlerini ön planda tutması hedeflenmiştir.

RTÜK görevleri ;

RTÜK, radyo ve televizyon yayın lisanslarını verir ve düzenler.

RTÜK'ün görevleri arasında en önemlisi yayın denetimidir. Kurum, radyo ve televizyon yayınlarını denetleyerek, uygun olmayan yayınları tespit eder ve gerekli cezai işlemleri uygular. Bu cezalar para cezası, yayın durdurma, lisans iptali gibi olabilir.

Belirlenen kurallar doğrultusunda bu kuralların ihlal edilmesi durumunda kurum ve kuruluşlara uyarıda bulunur.

- Uyarıya uyulmaması durumunda RTÜK yayını 1-12 arasında durdurma yetisine sahiptir. Durdurulur ise onun yerini kamu spotu almaktadır.

- RTÜK yayınlanma öncesinde bir müdahale bulunamaz. Ama gösterime girmesi sonrasında denetleme gerçekleştirilmektedir.

RTÜK'ün yaptırımları;

6112 sayılı Kanunun 32 nci maddesi uyarınca Üst Kurulun yayıncı kuruluşlar hakkında uyguladığı idari yaptırımlar; uyarı, program durdurma ve idari para cezası şeklindedir. Ayrıca ihlalin niteliğine göre, geçici yayın durdurma ve yayın lisansının iptali de söz konusu olabilmektedir.

Gördüğümüz tablo karşısında RTÜK'ün tam anlamıyla görevini yapıp yaptırımlar uygulamadığını görmekteyiz.

Şu ana kadar en fazla seyredilen kanallara kapama cezası hiçbir zaman verilmedi.

Genelde önceden tebir alıp doğması muhtemel sorunları bertaraf etmek yerine, olumsuzluklar yaşandıktan sonra çözüm arayışında olan bir yapımız var.

Asıl tehlikeli olan davranış ise bizler üzerimize düşeni yapmak yerine,başkalarının eylemde bulunmasını bekliyor olmamız.

Evimiz deki, hayatımız daki ve geleçekte yaşanacak tehlikenin farkında değiliz.

Çözüm çok kolay.

Kapat tuşunu kullanmak..

Saygılarımla...

QOSHE - BÜYÜK TEHLİKE - Av. Aziz Dinç
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

BÜYÜK TEHLİKE

5 1
25.02.2024

Toplum olaraka okumayı pek sevmiyoruz.

Okumak yerine, Tv.seyrediyoruz veya sosyal medyada vakit geçiriyoruz.

Sosyal medya da oto kontrolü sağlamak bugünkü ortama da imkansız gibi.

Her önüne gelen istediği paylaşımları yapabiliyor.

Toplumsal değerlere ve insan onuruna aykırı paylaşımlar konusunda ise pekte önlem alıcı bir çalışma yok.

Tabiri caiz ise yapanın yanına kar kalıyor diyebiliriz.

Toplumsal değerler ayaklar altında.

Bir tık fazla almak için annesini veya babasını küçük düşürecek paylaşımları mı dersin, mahremiyetini herkesle paylaşalar mı dersin, eşini soyundurup para kazanan alçaklarımı dersin...bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bu paylaşımlar içerisin de ciddi anlamda suç teşkil eden konularda adli tahkikat başlatıla biliyor.

Bireye yönelik bazı suçlar da ise şikayet aranmakta.

Gerçi bununla ilgili yeni düzenleme önümüzdeki aylarda yürülüğe girecek.

Son yıllar da TV. Yayınlarının içerik ve konularına baktığımızda ciddi anlamda toplumu her konuda olumsuz etkileyen bilinçli yapılmış yayınlar yapıldığı kanaatindeyim.

Televizyonlarda yayınlanan özellikle belli diziler (!), çarpık ilişkiler, kötü örnekler ve ahlâkdışı, gayrimeşrû yaşantılar, gelenek ve kültürümüze aykırı davranışlarla normalmiş gibi sunan bir politika izlemekteler.

Bazı kesimler bunun amacının reyting ve para olduğunu söyleseler de ben bu değerlendirmeye katılmıyorum.

Tamamen aile yapımızı,inancımızı ve geleneklerim izi yok etmeye yönelik bilinçli ve büyük bir çalışma sonucu hazırlanmış yayınlar olduğunu söyleyebilirim.

TV'lerin tamamına yakınının aynı yayın politikalarını izlemeleri biraz düşündürücü.

İzleyicileri eğitmek ve doğruya yöneltme konusunda yayınlar yok denecek kadar az.

Yetişkinlere kötü örnek olacak yayınları kabul edip bu şekilde........

© Günışığı Gazetesi


Get it on Google Play