BİR ZAMANLAR DOĞUNUN PARİSİ: ELAZIĞ’A NE OLDU?
Son bir ayda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan birçok kenti iş dolayısıyla ziyaret etme imkânı buldum.
Gittiğim her şehirde gördüğüm manzaralar beni hem etkiledi hem de derin düşüncelere sevk etti. Her zaman yaptığım gibi, önce gözlemledim, ardından araştırdım ve sonunda bir sonuca vardım.
Bu yazıda, sadece üç şehirdeki gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Diyarbakır, Urfa ve Mardin…
Her biri kendi içinde tarih, kültür ve turizm açısından bambaşka bir dünyanın kapısını aralıyor.
Diyarbakır’da dışarıdan gelen nüfusun yoğunluğu, On Gözlü Köprü’deki yabancı turistlerin ilgisi ve Dağ Kapı çevresindeki tarihi eserlerin etrafını saran kalabalık beni hayrete düşürdü. Şehrin tarihi mirası adeta yeniden hayat bulmuş, sokaklar geçmişle bugünü aynı anda yaşatıyor.
Urfa 'da geçirdiğim iki gün boyunca gördüklerim ise Diyarbakır’dan bile yoğundu.
Elbette bunda Göbeklitepe’nin payı büyük. İnsanlık tarihini değiştiren bu keşif, sadece Urfa’yı değil, tüm bölgeyi turizmde bambaşka bir seviyeye taşımış.
Ama sadece tarih değil; şehir halkının misafirperverliği, esnafın yaklaşımı, sokağa yayılan sıcaklık ve canlılık da bu başarının bir parçası.
Mardin ise başlı başına bir masal şehri.
Midyat ve Mardin merkezinde turist sayısı inanılmaz seviyelere ulaşmış.
Her sokakta farklı bir dil,........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar