KÜRTLERİN BİRLİĞİ
Kadim Mezopotamya’nın taşlarında yalnızca eski uygarlıkların izleri yoktur; aynı zamanda yarım bırakılmış bir halkın sesi vardır. O ses, yüzyıllardır dağlardan ovalara, sürgünlerden mezarlıklara kadar yankılanan Kürt halkının sesidir. Çünkü Kürt meselesi sadece bir halkın kimlik arayışı değildir; Ortadoğu’nun vicdanı, tarihi ve geleceğiyle doğrudan bağlı büyük bir hakikat meselesidir.
Bugün dünya yeniden Ortadoğu’yu şekillendirmeye çalışıyor. Küresel güçler, bölge devletleri, enerji koridorları, güvenlik projeleri ve yeni siyasal dengeler üzerine hesaplar yapıyor. Ama artık herkes biliyor ki; Kürtleri yok sayan hiçbir proje kalıcı olamaz. Kürt halkının iradesini hesaba katmayan hiçbir plan başarıya ulaşamaz. Çünkü Kürtler bu coğrafyanın misafiri değil, sahibidir. Mezopotamya’nın en kadim halklarından biri olarak, bu toprağın hafızasında Kürtlerin dili, acısı, türküsü ve direnişi vardır.
Yüz yıldır dört parçaya bölünmüş bir halktan söz ediyoruz. Dil yasaklarıyla susturulmak istenen, köyleri boşaltılan, faili meçhullerde evlatlarını kaybeden, kimliği inkâr edilen bir halktan… Buna rağmen ayakta kalan bir halktan… Her şeye rağmen stran söyleyen annelerden, sürgünde bile Kürdistan hayali kuran........
