Orada bir yakınlık var uzakta |
Ama sessiz, ama içten, kaçak ve şiirce, bir şekilde konuşuyordu.
Belki soruyordu.
Belki de anlamaya çalışıyordu.
Yapay zekalı, çok dilli dijital dünya da hala yasaklı dillerin olması bir çelişki miydi?
Yoksa dünyanın değişimine karşı, bir inkarın değişmeme ısrarı mıydı?
‘Orda bir dil var uzakta, o dil bizim dilimizdir. Konuşamasak da, düşlemesek de, yazamasak da o dil bizim dilimizdir.’
Yine ne zaman kütüphanesinde okumak için eline bir kitap alsa, ilk okumaları gibi hala ürkerdi.
Çünkü, o ilk zamanlarda annesi olmadan yeni bir dil öğreniyordu.
Çünkü, o ilk okumaları bu yüzden her daim yanlıştı ve her daim hocalarınca azarlanırdı.
Lakin bu yanlışlar ona, ancak toplumcu yazar Fanon’un çözebileceği yeni öğretiler olarak yazılıyordu.
Yine bu öğretiler her daim onun için hafiften başlayan cezalarla ağırlaşıyordu. Yine de bu cezalar okuduğu romanlarda ki karakterlerin ve onların hikayelerinin gölgesinde kalıyordu.
“Sen bu dili edebiyatla öğrenmeseydin bu kadar kolay asimile olmazdın!” demişti uzağında ki bir arkadaşı.
“Evet edebiyat olmasaydı elbette bu dili bu kadar kolay benimsemezdim. Ancak senin deyişinle yine de asimile olurdum. Şimdi en azından yazdıklarım........© Güneydoğu Ekspres