Hûn biqurbanakeziyêjinan bin

Küçücük çay ocağının kapısı açıldıkça içeri dolan soğuktan anlaşılıyordu, buz gibi bir güneş vardı dışarıda. Karşılıklı iki sıra halinde, montlarımıza sarılmış oturuyorduk. Gözümüzü kaldırsak, karşıdakinin gözleriyle karşılaşıyorduk. Çay ocağının ortasına kurulmuş odun sobası gürül, gürül yanıyordu. Çay bardaklarıyla ellerimizi, çayla içimizi ısıtıyorduk. Sigara dumanı puslu bir perde gibi aramızdaydı. Dışarıdan gelenler ayaklarını kardan temizleme zahmetine girmediği için ıslaktı yerler.

Kimse konuşmuyordu nedense. Biri konuşacak olsa bütün kafalar sesin geldiği yöne dönüyordu.

"Güneş kar topluyor" dedi. Dip, dibe oturuyorduk. Soluğunu duyuyordum. Garson sobanın kapağını açınca yüzü aydınlandı, alevler güneş gözlüğünde belirdi.

"Sen körsün, güneşin ne topladığını nerden bileceksin" dedim. Kendi söylediğime, çay ocağının sükûnetini bozmaktan çekinerek, usulca güldüm. O, söylediğimi ciddiye almadı, sırıtmakla yetindi.

"Güneş kar topluyor" cümlesi binlerce yılın deneyimi ile demlenmişti ve enfes güzeldi. Bunu düşündüm fakat bu sessizlik katlanılır gibi değildi. Sobadan gelen çatırtı, çay demliğinin fokurtusu, iri tespih tanelerinin birbirine çarparken çıkardığı tok ses ve arada öksürük sesi olmasa, sessizlik hakimdi çay ocağında. Halbuki çay ocağı dediğin, insanların kös, kös oturduğu yer değildir, tam tersine, insanların muhabbet etmek için toplandığı mekan demektir. Bu sessizlik hem alışıldık bir durum değildi hem de giderek katlanılmaz bir hal alıyordu. Dışarıdaki buz gibi havaya benzeyen espri de dağıtamamıştı sessizliği.

Adam bir kurtarıcı gibi girdi içeri. Çay ocağında toplanmış ahalinin cümlesini selamladı ve kendisine gösterilen kursi'ye oturdu. Sessizlik bir uğultuya bıraktı yerini. Sesler duvarlarda yankılandı. Adamın ayakkabılarındaki kar hızla eridi, ince kıvrık bir şerit gibi sobaya doğru aktı. Yaşlı ve sakallıydı adam. Sakalına bakınca, camiden çay ocağına geldiği söylenebilirdi. Yine de yerlerin buz tuttuğu bu soğukta kim bilir ne işi vardı dışarıda. Belki evde, televizyon karşısında pineklemekten, can sıkıntısından firar etmişti.

"TêgotinkuliKobanêpênczarokanjibersermayêjiyanaxweji dest dane. (Kobanê'de beş çocuğun soğuktan vefat ettiği söyleniyor.) Bunu........

© Güneydoğu Ekspres