menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaw he he

18 0
29.04.2026

Günümüz dünyasında bazı kelimeler var ki, anlamlarını yitirip birer ‘öfke’ ya da ‘dalga geçme’ moduna dönüşmüş durumda. Bunların başında da ‘tiyatro’ geliyor. Hoşumuza gitmeyen her olay için hemen aynı refleks:

‘Yine tiyatro oynanıyor…’

Oysa tiyatro dediğimiz şey, insanın kendisiyle yüzleştiği en kadim aynalardan biridir. Antik Yunan’dan bugüne, sahnede gördüğümüz şey başkası değil; çoğu zaman kendi karanlığımızdır. Aristoteles’in ‘katharsis’ dediği şey de tam olarak budur: ARINMA.

Şimdi, bir ağızdan ve en yüksek sesle soralım: Entrika, manipülasyon ve ucuz kurgu ne zamandan beri tiyatro oldu? cevap vermesi gerekenler, cevap veremeyecek tabii ki. Asıl mesele şu aslında, gerçeklik hissi zayıf olan her şeye ‘tiyatro’ demek, tiyatroya yapılmış en büyük haksızlıktır. Şimdi gelelim bu tiyatro konusuna ne için değindiğime. Dünyanın en büyük ‘demokrasi ihracatçısı’ rolüne soyunan Amerika Birleşik Devletleri, uzun zamandır sahne ile gerçeği birbirine karıştırıyor.

Vietnam’da, ‘özgürlük’ götürme iddiasıyla girilen savaşın nasıl bir........

© Güneydoğu Ekspres