menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FUTBOLUN MASKESİ DÜŞTÜ: LEYLA ZANA TRİBÜNDE NEDEN KÜFÜRLE ANILDI?

8 0
22.12.2025

Ne Amedspor vardı sahada,

Ne Diyarbakır,

Ne de Kürt siyasetine dair güncel bir tartışma…

Buna rağmen bir futbol tribününden Leyla Zana isminin özellikle seçilmesi, ister istemez şu soruyu gündeme getirdi:

Durup dururken mi oldu, yoksa bu bilinçli bir mesaj mıydı?

Üstelik Türkiye’nin yeniden ‘barış’, ‘normalleşme’ ve ‘toplumsal diyalog’ başlıklarını konuştuğu bir dönemde…

Bu nedenle mesele sadece birkaç kendini bilmez taraftarın attığı sloganlardan ibaret değildir. Bu olay, geçmişten bugüne uzanan derin bir zihniyetin ve yıllardır görmezden gelinen ayrımcı dilin son halkasıdır.

Leyla Zana kimdir, neden bir sembol haline gelmiştir?Leyla Zana, 1961 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğdu. Hayatı, genç yaşlardan itibaren Türkiye’nin siyasi ve toplumsal gerçekleriyle şekillendi. Eşi Mehdi Zana, Diyarbakır Belediye Başkanıyken 12 Eylül Askeri Darbesi sonrası tutuklandı ve uzun yıllar cezaevinde kaldı. Leyla Zana’nın siyasete yönelmesi, bir tercih değil; zorunlu bir mücadeleydi.

1991 genel seçimlerinde Halkın Emek Partisi (HEP) kökenli Kürt siyasetçiler, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listelerinden Meclis’e girdi. Leyla Zana da Diyarbakır’dan yüksek bir oy oranıyla milletvekili seçildi ve Türkiye siyasi tarihinde bir ilke imza attı; TBMM’ye giren ilk Kürt kadın milletvekili oldu.

Ancak asıl kırılma noktası, Meclis’teki yemin töreninde yaşandı. Anayasa’da yer alan yemin metnini Türkçe okuduktan sonra Kürtçe şu cümleyi ekledi: ‘Min ev sondjibogelêKurd û gelêTirkxwend.’(Bu yemini Kürt ve Türk halkı için okudum.)Bu tek cümle, yıllar sürecek bir siyasi fırtınanın başlangıcı oldu.

1994’te Leyla Zana’nın yanı sıra Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Selim Sadak’ın dokunulmazlıkları........

© Güneydoğu Ekspres