Bir Bahçeden Michelin'e Ulaşan Serüven
MasterChef şampiyonluğundan Mezra Yalıkavak’ın kuruluşuna uzanan yolculuğunda, Anadolu’nun binlerce yıllık gastronomi mirasını modern fine dining anlayışıyla buluşturuyor. Kendi bahçesinde ürettiği malzemelerden geleneksel pişirme tekniklerine, sürdürülebilirlikten kültürel hafızaya uzanan geniş bir vizyonla mutfağını kuruyor. Doğramacı, ödüllerin getirdiği sorumlulukları yalnızca gastronomik değil, etik ve toplumsal bir misyon olarak görüyor. Röportajda hem yaratıcı süreçlerini hem de Türk mutfağının geleceğine dair öngörülerini paylaşıyor. Ve bu yolculuğun en dönüştürücü anını sorduğumda, verdiği yanıt bu keyifli röportajın ilk sorusuna açılan kapıyı aralıyor.
MasterChef şampiyonluğundan 1 Michelin yıldızına uzanan yolculuğunu düşündüğünde, bu süreçte seni en çok dönüştüren an ne oldu?
MasterChef benim hikâyemde bir başlangıç noktası değil ama kesinlikle en büyük dönüm noktasıydı. Şöhretin getirdiği imkanları hızlı başarılar için değil, kendi kimliğimi bulmak için kullanmayı seçtim. Yarışmadan çıkıp tekrar kendi mutfağımla, kendi ritmimle ve toprağa dönerek geçirdiğim o ilk aylar… İşte beni gerçekten dönüştüren dönem oydu. İnsan popülerliğin değil, üretmenin ve köklerine dönmenin değerli olduğunu o zaman anlıyor. Michelin süreci ise, tüm bu çabanın doğru yönde olduğunu gösteren bir dönemeç oldu.
Mezra Yalıkavak’ı kurarken Anadolu’nun geleneksel tatlarını modern fine dining anlayışıyla buluşturma fikri nasıl doğdu?
Ben İstanbul'da doğdum ve büyüdüm. kültürüme, ekip biçmeye, eski pişirme tekniklerini çok küçük yaşlardan beri özenerek dinledim ve araştırdım. Uluslararası mutfaklarda çalıştığım dönemlerde hep şu soruyu sordum: “Kendi mutfağımız neden dünyada hak ettiği saygıyı görmüyor?” Mezra, bu sorunun cevabını üretmek için doğdu. Anadolu’nun binlerce yıllık gastronomi birikimini, modern tekniklerle zarif bir kurguda birleştirmek… İşte bu, Mezra’nın kuruluş felsefesinin özüdür.
Restoranın yedi dönümlük bahçesinde kendi ürünlerini yetiştirmen mutfak felsefende nasıl bir yer tutuyor?
Bahçe bizim için sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda ilham kaynağı. Toprakla temas etmek, ürünün nasıl nefes aldığını görmek, mevsimin bize ne söylediğini duymak… Bunlar mutfağın kalbini oluşturuyor. Kendi ürettiğimiz malzeme, tabağa sadece lezzet olarak değil; bir hikâye, bir kimlik, bir sorumluluk olarak yansıyor. Bu yüzden bahçemiz Mezra’nın ruhu gibi.
Açık ateş, turşu gibi geleneksel koruma tekniklerini modern mutfak trendleriyle harmanlaman sana ne ifade........© Gerçek Gündem





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar
Rachel Marsden