Ayaküstü Bir İstanbul Retrospektifi |
Geçtiğimiz günlerde, tam da böyle bir hafıza tazeleme anına tanıklık ettim. Yolum, Tomtom’da, Boğazkesen Caddesi üzerinde yeni açılan Kayıntı 1866’ya düştü.
Burası, eski İstanbul’un o çok katmanlı, telaşlı ama bir o kadar da samimi ayaküstü meyhane kültürünü, bugünün şehir hızıyla harmanlayan küçük bir vaha.
Meyhane dediğimiz kurum, bu coğrafyada sadece içki içilen bir mekân olmanın çok ötesindedir.
Akşamcıların, gediklilerin, tezgah önü sohbetlerinin mimarisiyle şekillenmiş bir kamusal alandır.
Hele ki "tektekçi" geleneği, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan hat üzerinde, şehir hayatının en dinamik sosyal ritimlerinden birini oluşturur.
İş çıkışı eve dönmeden önce uğranan, ayaküstü iki tek atılıp günün yorgunluğunun sokak fısıltılarına bırakıldığı bu mekânlar, aslında İstanbul’un en demokratik sosyalleşme alanlarıydı.
Sınıfların silindiği, hikâyelerin birbirine karıştığı, hızlı ama derin izler bırakan bir kültürdü bu.
İşte Kayıntı 1866, tam olarak bu unuttuğumuz hafızanın peşine düşmüş.
Karaköy ile Pera arasındaki o geçiş hattında, sokak kültürünün sosyal ritmini çağdaş bir gastronomi diliyle yeniden........