Zihin Bu Belli Mi Olur? Ucu Bucağı Yok Ki... |
İnsan neden yazar?
Bazen gerektiği için, bazen paylaşmak için, bazen kaybolmasın diye, bazen masanın üstüne, arşivlere bir şey bırakmak için, bazen dost ve arkadaş gazına gelerek yazar. Bazen ona güvenenlerin ısrarlarına dayanamadığı için elinde olmadan yazar, bazen sessiz kalmamak için yazar, bazen pişmanlıklarından, öfkelerinden, 'keşke'lerinden, 'iyi ki’lerinden ders çıkarılsın diye yazar. Bazen sevgisini, mutluluğunu, kırgınlığını, aklına eseni, yüreğinden geçeni, diline takılanı yazar…
Bazen suskunluklarını, bazen yutkunduklarını, bazen sessiz haykırışlarını, bazen içinde kalanları yazar. Bazen delip geçenleri, bazen oyup geçenleri, bazen kıyıp geçenleri, bazen ezip geçenleri yazar. Bazen ufuk açmak için yazar, bazen de kalemin götürdüğü yere kadar yazar. Sonra da 'iyi ki yazmışım' ya da 'keşke yazmasaydım' deyip yine yazar. Bazen cahilce, bazen alimce, bazen haince yazar, bir bakar ki yazar olmuş, havalara girerek her şeyi yazar…
Bazen şiirlere, yazılara, öykülere, romanlara, hatta zorlarsanız şarkılara, tablolara sığmayacak kadar ağır yükler, duygular, hayaller, umutlar, imgelerle boğuşup duruyorken 'neden yazmayayım ki' der ve yazar. Bazen 'olabilir' der, oldu diye bakar, olacak diye beklerken olmadığını görür yine yazar…
Bazen iç siyasetten dış siyasete, kültürel etkinliklerden sosyal sorumluluklara uzanan çizgide ödediklerini ve ödetilen bedelleri ifade etmek için yazar…
Bazen korkularını, sevinçlerini, umutlarını, hayallerini, hissettiklerini, hayal kırıklıklarını dile getirmek için yazar…
Bazen doğduğu toprakları, yürüdüğü caddeleri, koştuğu sokakları, düştüğü yokuşları, oturduğu parkları, geçtiği köprüleri, gittiği sinemaları, izlediği tiyatroları, okuduğu okulları, damak çatlatan yemekleri yazar, unutmamak ve unutturmamak için yazar…
Bazen de içi karalar bağlamışken, gözü hiçbir şeyi........