Çanakkale Zaferimizin 111. Yılında Düşündüklerim…
Büyük Atatürk’ün önderliğinde savaşa katılmak için, vatan, millet, bağımsızlık ve özgürlük için ölümü göze alarak, kalemlerini, kitaplarını, defterlerini okul sıralarına bırakıp kılıçlarını kuşanarak cepheye koşan liseliler, tıbbiyeliler, yurtseverler çıkar…
Şehit düşenlerin çoğu aydın ve okumuş olduğu için birkaç üniversite gömdüğümüz, dağa taşa, dosta düşmana ÇANAKKALE GEÇİLMEZ diye yazdırdığımız eşsiz destanın adı çıkar…
14’te, 15’de, 20’de CONKBAYIRI’nda, KİLİTBAHİR’de, BELENTEPE’de, ÇiĞİLTEPE’de, CESARETTEPE’DE, ANAFARTALAR’DA, ARIBURNU’NDA, KANLISIRT’TA, KİREÇTEPE’de, KOCAÇİMEN’DE ölüme meydan okuyarak, canlarını veren, fakat vatanlarından bir karış toprak vermeyenlerin yarattığı eşsiz destan çıkar…
Gazi Mustafa Kemal’in, “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum!” şeklindeki sözleri sonunda dağa taşa bu sözü kazıyan on binlerce askerin aylarca aç, susuz vatanı kurtarmak için kan ve can pahasına yazdığı destan çıkar…
Çanakkale’de Türk askerine komuta etmiş olan Alman Generali Liman Von Sanders’in, “Çanakkale’yi bir asker olarak anlatmak imkânsızdır. Çelikten, manevi güçten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı işte bu gösterişten uzak, sakin Anadolu çocuğunun kendisi idi. Ben onların yurtlarını ellerinden almaya gelenlere karşı hiçbir gaddarlıklarını görmedim. Yaralı düşmanları sırtlarında siperlere getiriyor, sargı bezi olmadığı zaman yedeği bulunmayan gömleklerini yırtarak yaraya sarıyorlardı.” şeklindeki sözleri çıkar…
Şairin, “Devletlerle açılmıştı aramız/ Dövüşmekten başka yoktu çaremiz/ İlaçsız, doktorsuz kendi yaramız/ Gömlek yırtıp sara sara kurtardık.” şeklindeki dizeleri........
