29 Ekim - 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin /Dargeçit’te ağır silahlı askerler ve korucular tarafından yapılan ev baskınlarında gözaltına alınıp kaybedilenlerden biriydi Abdurrahman Coşkun. Annesi Hediye Coşkun'u, mücadele arkadaşı Maside Ocak yazdı:

27 yıldır her cumartesi katmerlenerek büyüyen bir ağrı dolanır içimizde.

27 yıldır söz büyür, sözü söyleyenler yerini yeni söz kuranlara bırakarak gider, İşte o bırakıp gidenler yeni söz söyleyenlerin aklında ve yüreğinde koca bir düğüm olur…

Türkçe bilmezdi Hediye Coşkun. Birbirimizin ellerini tutarak anlaşırdık. Babasız büyüttüğü oğlu Abdurrahman, Dargeçit’teki evlerinden gözaltına alınıp götürüldükten sonra arabaya binemedi hiç. Acil durumlarda binmek zorunda kaldığında araç içinde krizler geçirdi. Ağrıdan kıvranır halde çocukları hastaneye yetiştirmeye çalıştıklarında dahi, yolun yarısını yürüyerek gitti.

Cumartesileri Galatasaray Meydanına vardığımızda bir gözümüz Odakule tarafına kayardı hep.

Hediye Anne, yaşadıkları Kanarya mahallesi durağından Halkalı - Sirkeci trenine binerdi. Ona bir şey soran olursa cevaplayamaz diye elinden tuttuğu küçük torunu yolda tercümanı olurdu Hediye Annenin. Hediye Anne Galatasaray’a gelen yolu bilirdi, torunu onun dilini. Trenden indikten sonra yürüyerek gelirdi Galatasaray’a kadar. Bizim gözümüz onun geleceği Odakule tarafında olurdu bu yüzden. Oturma sonrası Sirkeci garına kadar tekrar yürür, trenle evine dönerdi.

2009 yılında Hediye Annenin oğlunun da içinde olduğu Dargeçit’te gözaltında kaybedilen 7 kişi için soruşturma başlatılması için başvuruda bulunmuştuk. Dosya kapsamında tanıklar ifade verdi, kayıpların gömülü olduğu yerleri gösterdi.

Hediye Annenin çocukları o üzülmesin diye önce sakladılar bu haberi. Diğer kayıp yakınlarıyla birlikte elleriyle üstü kapatılmış kuyuları açtı Hediye Annenin çocukları. Kuyulardan giysi kalıntıları ve kemikler çıkmaya başladığında İstanbul’da duramadı Hediye Anne. Dargeçit’te dağ taş dolaştı çocuklarıyla birlikte.

Bulunan her mezarda “acaba benim oğlumun kemikleri buradan mı çıkacak” diyerek bekledi kuyuların başında. Acaba sorularından sonra oğlunun kemiklerine ulaşmak için adaklar adadı.

En zoru da bu dönemde Hediye Annenin Galatasaray’a gelemeyişiydi. Halkalı - Sirkeci tren hattının kapatılmasıyla Hediye Annenin yolları da kapanmıştı. Hediye Annenin sözlerini gelini Mukaddes, Galatasaray’a taşımaya başladı.

4 Ocak 2014’te beklediğimiz haber geldi. 2013 Haziran ayında Kızıltepe Aysun köyünde yapılan kazıda bulunan kemiklerden birinin Abdurrahman’a ait olduğu DNA eşleştirmesiyle kesinleşti. Ertesi gün evine gittiğimizde çocukları haberi Hediye Anneye söylememişlerdi. İçinde biriktirdikleri hasta etmişti onu, vücudu daha fazla hırpalanmasın diye kemikleri teslim alacakları zaman söylemeye karar vermişlerdi.

Şimdi ne olacak? Hangisi daha zor! Bir parça kemik olarak evladına kavuşmak mı yoksa o belirsizlikle yaşamak mı? Ama artık başucunda duracağı bir mezarı olacaktı Hediye Annenin.

Uzun uzun birbirimize bakıp ellerimizden tuttuk. Çocuklarıyla Hediye Anneden saklanarak konuşup, bir mezara kavuşmamıza ağladık.

Hediye Anneyi de alıp Mardin yoluna düştü Coşkun Ailesi. 14 Mart 2014’te Abdurrahman’ın kemiklerini teslim alıp Nusaybin’de mezar yaptılar ona. Tam 19 yıl sonra…

Coşkun Ailesi İstanbul’a döndüğünde Abdurrahman’ın mezarından bir poşet toprak getirdi. O toprağın bir avucunu Galatasaray Meydanındaki ağacın köküne bıraktık sessizce. Geri kalanına saksıda bir gül ağacı diktik annemle. Gül ağacı saksıda büyüyünce özel bir yer yapıp toprağıyla bahçeye yerleştirdik. Penceremi her açtığımda gül ağacına ve Hediye Annenin hasretine bakıyorum.

Hediye Anne 18 Mayıs 2017’de sözünü çocuklarına bırakıp aramızdan ayrıldığında 634. haftamıza hazırlanıyorduk. Bu hafta 918. haftamızı gerçekleştirdik, Hediye Annenin çocukları, onun dilinden anlattı 27 yıllık ısrarı ve Dargeçitli 7 insanımızı kaybedenlerin cezalandırılıncaya kadar devam edecek olan kararlılığı.

Hediye Anneye, sözünü bize bırakıp giden annelerimize, babalarımıza, kardeşlerimize sevgi, minnet ve özlemle...

QOSHE - Maside Ocak yazdı: Hangisi daha zor! Bir parça kemik olarak evladına kavuşmak mı yoksa o belirsizlikle yaşamak mı? - Konuk Yazar
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Maside Ocak yazdı: Hangisi daha zor! Bir parça kemik olarak evladına kavuşmak mı yoksa o belirsizlikle yaşamak mı?

5 5 11
31.10.2022

29 Ekim - 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin /Dargeçit’te ağır silahlı askerler ve korucular tarafından yapılan ev baskınlarında gözaltına alınıp kaybedilenlerden biriydi Abdurrahman Coşkun. Annesi Hediye Coşkun'u, mücadele arkadaşı Maside Ocak yazdı:

27 yıldır her cumartesi katmerlenerek büyüyen bir ağrı dolanır içimizde.

27 yıldır söz büyür, sözü söyleyenler yerini yeni söz kuranlara bırakarak gider, İşte o bırakıp gidenler yeni söz söyleyenlerin aklında ve yüreğinde koca bir düğüm olur…

Türkçe bilmezdi Hediye Coşkun. Birbirimizin ellerini tutarak anlaşırdık. Babasız büyüttüğü oğlu Abdurrahman, Dargeçit’teki evlerinden gözaltına alınıp götürüldükten sonra arabaya binemedi hiç. Acil durumlarda binmek zorunda kaldığında araç içinde krizler geçirdi. Ağrıdan kıvranır halde çocukları hastaneye yetiştirmeye çalıştıklarında dahi, yolun yarısını yürüyerek gitti.

Cumartesileri Galatasaray Meydanına vardığımızda bir gözümüz Odakule tarafına kayardı hep.

Hediye Anne, yaşadıkları Kanarya mahallesi durağından Halkalı - Sirkeci trenine binerdi. Ona bir şey soran olursa cevaplayamaz diye elinden tuttuğu küçük torunu yolda tercümanı olurdu Hediye Annenin. Hediye Anne Galatasaray’a gelen yolu bilirdi, torunu onun dilini. Trenden indikten sonra yürüyerek gelirdi Galatasaray’a kadar. Bizim gözümüz onun geleceği Odakule tarafında olurdu bu........

© Gerçek Gündem


Get it on Google Play