Ülkede her şey değersizleştiriliyor, ne manevi olarak tatmin olunuyor ne de maddi... İnsanlar mesleğini zorunluluktan da yapsa severek de yapsa; bir dönem bir şeyler üretme, hizmet verme, görevini yerine getirmiş olma, karşılığında takdir edilme gibi duygularla; az ya da çok maddiyatla kendini işe yarar hissedip işini de hayatı da sevip yaşıyormuş.

Şimdi ülkede hemen hemen tüm mesleklerin kıymetsizleştirildiği, “Eee ne var ki ben de yaparım” duygusunun her konuda yayıldığı bir dönemdeyiz. Sosyal medyanın da katkısıyla herkesin her şeyi bildiğini sandığı bu dönemde kimse kimseye ve hatta insanlar kendilerine de saygı duymaz oldu ve mutluluk sadece rakip gördüklerini yendiğin zaman elde edilen bir şey haline geldi.

Bir insan neden eczacı olur? “Eczacılık raftan ilaç alıp vermek değildir” klişesi aslında bir geyik muhabbeti olmamalı. Çoğu eczacının da artık gündelik yaşamın koşturmacasında, o yarışta daha fazla ceza yememek için, her konuda sopa gösterilip her gün yeni keyfi kurallar getirilen sistemi takip etme zorunluluğu, alım satım işleri, hesap gider işleri, sürekli arıza veren ilaç takip sistemi, piyasada bulunamayan ilaçları takip etme, hastalara bunun suçlusu olmadığını kanıtlama, reçetelerin karşılığında alınan ücretlerin devlet tahsildarlığı olduğunu anlatma, internetten ve hatta her türlü mecrada denetimsizce satılan ecza ürünlerinin eczanede satılacağında denetlenmesi; eczacının kendi işi olan hasta ilaç takibini yapamamasına neden oluyor.

Hekim hastayı muayene eder, tanısını koyar ve tedavisini reçetelendirir; sonrasında gerekiyorsa kontrol için tekrar randevu verir. Eczacı ise ilk ulaşılacak olan, tedaviyi, doktorun başlattığı hastada bütünsel olarak değerlendirebilecek, hastanın kullandığı tüm ilaçları kontrol edebilecek, gerektiğinde psikolojik destek bile sağlayabilecek, kendi uygun gördüğü tedaviyi doktorla birlikte uygulatabilecek, ilacı direkt hazırlama yetkisine sahip bir mesleğin zorlu sınavlarından geçmiş eğitimini almış insandır.

Eczacılar; insanların derdini anlatabileceği bulunduğu yerde rahatça ulaşabileceği, güvenebileceği insanlardır.

Özellikle sağlık söz konusu olduğunda herkes daha telaşlı, hızlı çözüm bulma derdine düşer. Bu telaşın ilk giderileceği yer eczanedir, eczacı mesleğinin hakkını aldığında, gereken saygınlığı eskisi gibi görmeye başladığında, hak ettiği yetkileri tehditle değil zaten hakkı için aldığında huzurlu bir çalışma ortamında halka vereceği hizmetin kalitesi artar, hastanelere yığılma azalır, şiddet olayları azalır çünkü eczanede eczacıya güven oluşmuştur. Hasta eczanede danışma hizmeti veren eczacının kendisini sakince dinlediğini görür ve alacağı tedaviye güveni artar. Doktora gerçekten gerektiği zaman gider.

Eczacı sağlık danışmanıdır: Hastaların ilk ulaşabileceği sağlık danışmanlarıdır ve doğal olarak sağlık sisteminin hiçbir aşamasında sağlık çalışanıyla direkt parasal konular olmadığı gibi eczanelerde de para tartışması olmamalıdır. Ödemesi yapılan ilaçların kar oranları güncel kura göre ayarlanmalı, hasta cebinden para çıkarmamalıdır. Hayali ilaç şirketlerinin çıkardığı hayali ilaçlar yüzünden gerçekte olan ilaçlara çıkan “fark” adı altında hastalar dolandırılmamalıdır.

Eczacı sağlık danışmanıdır: Danışmanlık hizmetini vereceği süreleri ceza yememek, her geçen gün farklı, keyfi bir kurumun denetlemelerine takılmamak için prosedürleri yerine getirmeye çalışarak geçirmemelidir.

Eczacı sağlık danışmanıdır: Gereksizce açılan onlarca fakülteden mezun olup mesleğini elde etmiş insanlar işsiz kalmamalıdır. Fakülte sayısı azaltılmalı, taban puanlar yükseltilmelidir.

Eczacı sağlık danışmanıdır: Halkın gözünde sadece parasının derdine düşen, insanlara ederinden fazlası fiyata ürün satan bir meslek konumuna getirilmemelidir. Güvenilir ürünler eczanede satılır ve güvenli kullanımı eczacı tarafından anlatılır. Piyasada denetlenmeyen yüzlerce sahte ürünün fiyatlarıyla kıyaslanması, kullanımına yönelik çeşitli önerilerde bulunulması ve bunu eczanelerin itibarının zedelenerek yapılması engellenmeli hastanın doğru tedavisi sağlık çalışanlarının kontrolünde yapılmalıdır.

Reçetelerde yazılan ilaçların, hastanede kullandırılan ilaçların birbirleriyle etkileşimi, doğru dozlaması, hastanın kullanım şekli eczacı tarafından kontrol edilir ve müdahalede bulunulur. Bu noktada eczacı işlemini yaparken hastanın tamamen güvenmesi gereklidir. Bunun için ülkede genel bir saygı, güven ve hak kazanma gerekliliği doğmaktadır ve bu eczacılığa değil maalesef ki tüm mesleklere sirayet etmiş bir durumdur.

Çoğu işsiz, kendi işini yapmayan yapamayan genç; güvencesiz, isteksiz, çalışmalarının karşılığını alamayacaklarını bilir halde mecburen buldukları her işte ve hep o işten kurtulmak üzere sadece ve sadece para kazanmak, günü geçirebilmek için çalışıyor. Onlar bile kendilerini işsizlere göre şanslı görüyor.

Böyle bir ortamda özellikle gençlerin ne mevcut meslek sahiplerine ne de geleceğe güveni, inancı, mutluluk ihtimali, doğal olarak çalışma şevki kalmıyor tüm insanlığa tüm mesleklere saygısızca önemsemez bir tavırla bakmaları normal hale geliyor.

Bize düşen ise insanca yaşamak için, çalışarak, hakkımız olanı alabileceğimizi, bunu da ancak inanarak, yan yana olarak ve tüm talep bildirme şekillerine rağmen sesimizin duyulmadığını anladığımızda hakkımızı bağırarak, meydanlarda bir araya gelerek herkese anlatmaya, asıl sorunları gözler önüne sermeye ve gerekirse hizmet durdurmaya gideceğimizi göstermektir. Yani umudu hiç kaybetmemek, mesleğimizin değerini unutmamak ve o değeri aldığımız eğitime yakışır şekilde icra etmek için çabalarımızın bitmeyeceğini göstermektir.

Sağlıkla…

QOSHE - Eczacı Özge Cengiz Günay yazdı: Eczacılar neden miting yapıyor? Sorunlar ve çözümler neler? - Konuk Yazar
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eczacı Özge Cengiz Günay yazdı: Eczacılar neden miting yapıyor? Sorunlar ve çözümler neler?

4 9 14
14.10.2022

Ülkede her şey değersizleştiriliyor, ne manevi olarak tatmin olunuyor ne de maddi... İnsanlar mesleğini zorunluluktan da yapsa severek de yapsa; bir dönem bir şeyler üretme, hizmet verme, görevini yerine getirmiş olma, karşılığında takdir edilme gibi duygularla; az ya da çok maddiyatla kendini işe yarar hissedip işini de hayatı da sevip yaşıyormuş.

Şimdi ülkede hemen hemen tüm mesleklerin kıymetsizleştirildiği, “Eee ne var ki ben de yaparım” duygusunun her konuda yayıldığı bir dönemdeyiz. Sosyal medyanın da katkısıyla herkesin her şeyi bildiğini sandığı bu dönemde kimse kimseye ve hatta insanlar kendilerine de saygı duymaz oldu ve mutluluk sadece rakip gördüklerini yendiğin zaman elde edilen bir şey haline geldi.

Bir insan neden eczacı olur? “Eczacılık raftan ilaç alıp vermek değildir” klişesi aslında bir geyik muhabbeti olmamalı. Çoğu eczacının da artık gündelik yaşamın koşturmacasında, o yarışta daha fazla ceza yememek için, her konuda sopa gösterilip her gün yeni keyfi kurallar getirilen sistemi takip etme zorunluluğu, alım satım işleri, hesap gider işleri, sürekli arıza veren ilaç takip sistemi, piyasada bulunamayan ilaçları takip etme, hastalara bunun suçlusu olmadığını kanıtlama, reçetelerin karşılığında alınan ücretlerin devlet tahsildarlığı olduğunu anlatma, internetten ve hatta her türlü mecrada denetimsizce satılan ecza ürünlerinin eczanede satılacağında denetlenmesi; eczacının kendi işi olan hasta ilaç takibini yapamamasına neden oluyor.

Hekim hastayı muayene eder, tanısını koyar ve tedavisini reçetelendirir; sonrasında gerekiyorsa kontrol için tekrar randevu verir. Eczacı ise ilk ulaşılacak olan, tedaviyi, doktorun başlattığı hastada bütünsel olarak değerlendirebilecek, hastanın kullandığı tüm ilaçları kontrol edebilecek, gerektiğinde psikolojik destek bile sağlayabilecek, kendi uygun gördüğü tedaviyi doktorla birlikte uygulatabilecek, ilacı direkt hazırlama........

© Gerçek Gündem


Get it on Google Play