We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şu korona günlerinde sosyal demokrasi üzerine

1 0 0
11.05.2020

Mini minnacıktan daha da küçük bir virüs, bu günlerde hemen bütün devletleri esir aldı.
Zenginini de fakirini de…

Neden “hepsini” biliyor musunuz?
Çünkü en zengin ülkede bile ancak günlük kazancı ile geçinen ya da onu bile bulamayan çok geniş kitleler vardı.
Korona çıktı ortaya ve işte bu işleyişteki dünya ekonomisine “dur” dedi.
Ekonomi durunca belki hali vakti yerinde, yarını güvende olanlar evine çekilip bu salgının geçmesine kadar durumu içeride ve içeriden idare edecekler ama ya diğerleri?

-İşsizler,
-İşi ancak günü kurtarmaya yetenler,
-Küçük esnaf…
Onlar ne yiyip ne içecekler, bu krizin faturasını nasıl ödeyecekler? Hastalanmışlarsa, yarın çaresi bulunduğunda bile kendilerine sıra gelip tedavi edilebilecekler mi?
Açlıkta ve sağlıkta ihtiyaçları karşılanmadığında nasıl bir tablo ile karşılaşılacak?

Son zamanlarda iyiden iyiye küreselleşen piyasa ekonomisi modelinde yine de “arada olur böyle şeyler, buluruz her seferinde bir yolunu” demek sağlıklı bir çözüm olur mu?
Yoksa bu salgın, biz insanlar becerememiş olsak da; o gözle görülmeyen bir virüsün doğaya ihanetimize de insafsız kapitalizmimize de haklı bir tepkisi mi?

Yerküre ya da “âlem” bize bu virüsün diliyle “artık zengin fakir ayrımı olmayan yeni bir düzene evrilin” mi diyor acaba?
Hele hele “sıkıntı”nın daha büyük olduğu bizim gibi ülkelere...
Eğer öyleyse; o düzen acaba sosyal demokrasi gibi bir şey mi olmalı?

Sosyal demokrasi malum…
Hem sosyal hem demokrat.
-Dahası?
“Sosyal”, yani emek ile sermaye arasındaki olguda sermayeyi tümden reddetmeyen ama emeğin ezilmesine de razı olmayan, ikisi arasındaki dengeyi “hakça” paylaşım diye formüle eden bir dünya görüşü.
“Demokrat”, yani bütün bunları “arkasına halkın oy desteğini alarak” yapmak isteyen bir siyaset…

Tanım çok güzel.
Peki netice?
Henüz böyle bir tablo yok ortada tabii.
“Netice” eğer iktidarda olmaksa; evet var, işte budur diyebilir miyiz?

“Siyaset umut vermektir” denir.
Kürsüden konuşulduğunda bu söylediğimize karşı çıkan çok olacaktır ama şimdilik eldeki sadece umut:
--iktidarın biraz daha yanlış yapması,
-içlerindeki çıkar çatışmalarının gözlerini döndürerek birbirlerine düşmeleri,
-har vurup harman savurmalardan dolayı paranın suyu çekilince hem kavganın hem sürdürülen sadaka ekonomisinin sona ermesi ve
-“ iktidar”ın belki bir gün “devr-i sabık yaratılması korkusundan” kurtulunup "hayırlısıyla.." diyerek bizzat sahipleri tarafından iktidarın teslim etmesi.

Sloganlarımız ne?
-Biz çalmayız,
-Biz yolsuzluklara karşıyız, çaldırmayız
-Vergi kaçırtmayız
-Biz fakir fukarayı daha fazla koruruz.

Ne yapıyoruz peki?
-Bunların bütün yolsuzluklarını ortaya çıkarıyoruz
-Memleketi nasıl batırdıklarını sabah akşam anlatıyoruz
-Bizim gibi bu iktidara karşı olanlarla da sen şusun busun demeden, dirsek temasını kaybetmeyip “demokrasi ittifakı” yapıyoruz.

Demokrasi için güç birliği tamam da; peki önerilen program, ileri sürülen model ne?
-Hele bir iktidara gelelim gerisi kolay.
-Tabii ki en iyi kadrolarla çalışacağız, en yüksek asgari ücreti biz vereceğiz, kimse aç kalmayacak, her eve şu kadar para girecek, her şey kanunlara uygun olacak, çözümleri parlamentoda tartışacağız...
Falan filan…

İyi de sadece bu mu sosyal demokrasi modeli?
Bu sadece “Hele bekleyin, göreceksiniz” diye vaad edilen bir sonuç.
Peki bu sonuca nasıl ulaşacağız? O pek ortada yok.
Yeni bir modelin arayışı ya da fikri yoksa tabii ki iktidar modelinde de pek bir değişiklik olmaz.

Hani bir zamanlar “Yok aslında birbirimizden farkımız; ama biz Osmanlı bankasıyız” diye bir reklam vardı ya…
Şimdi bu söylenenlerin o reklam spotundan “fazlaca” bir farkı var mı?
Bence........

© Gerçek Gündem