Suçun ya da acının ekonomisi
AKP iktidara gelmeden önce, hepimizin şikayetçi olduğu mahalle çeteleri vardı.
İktidarlarının ilk yıllarında bu çeteleri dağıttılar.
Zamanla, iktidarlarının ömrü uzadı.
“Tarihin hakimi” olarak tanımlanan Lord Acton, on dokuzuncu yüzyılın büyük şahsiyetlerinden biriydi. Kendisi zamanının en bilgili İngilizlerinden biri olarak kabul edilir.
Özgürlük tarihini çok önemserdi.
Hatta siyasi özgürlüğü, dini özgürlüğün temel koşulu ve koruyucusu olarak görürdü.
Acton, bu minvalde “güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır” demişti.
Bu iktidar da bu kuraldan kaçınamadı.
Mahalle çeteleri oldu size organize suç örgütleri.
Onlar TV’nin YouTube kanalından öğreniyoruz ki Daltonlar, Red Kitler ve Casperlar gibi “yeni nesil çeteler” türedi.
Çocuklar, oldu yeni nesil katiller.
Hatırladıklarım, birkaç çocuğun hunharca bıçaklayarak öldürdüğü Mattia Ahmet Minguzzi.
Önde gelen siyasetçilerin ve bürokratların isminin geçtiği Gülistan Doku’nun, Rabia Naz’ın ve Narin Güran’ın hunharca öldürülme hikayeleri.
Son dönemde de okullarda işlenen katliamlar.
İstanbul’da öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülen Fatma Nur Şahin öğretmenimiz.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları.
Canımız yanıyor, canımız.
Toplumun kahir ekseriyeti, bu acıya neredeyse isyan ediyor.
Buna karşılık, yetkililerimiz “acının siyaseti olmaz” diyor.
Biz de acının siyaseti yerine, acının ya da suçun ekonomisini konuşalım.
Suç ekonomisi, suç davranışını, suçun nedenlerini ve sonuçlarını ve suçu önleme ve cezalandırma için uygun politikaları incelemektedir.
Bu analizlerde maliyet-fayda analizi, rasyonel seçim ve piyasa etkileşimleri gibi standart ekonomik araçlar kullanılmaktadır.
Suç ekonomisi, suçu öncelikle ahlaki bir........
