Roma Oyunlarının Başlangıcı: Livia Drusilia
Son zamanlarda İstanbul’da en sevdiğim mekanların başında gelen Arkeoloji Müzesine sık sık yolum düşünce, Helenistik dönemin heykelleri arasında kaybolup, Safo’nun şiirlerini yad edip, Marcus Aurelius’un Stoa felsefesini hayatıma uygulamaya çalışıp, çılgın ve güç meftunu Romalıları düşünür oldum. Bugün bembeyaz bir serinlikle bizi süzen heykellerin bir zamanlar kitch turkuaz ve kırmızı kök boyalarla bezendiğini hatırlayıp bu asil görünümlü karakterlerin hiç de asil olmayan bazı yüzlerini anlatma güdüm de depreşti. Bu heykellerden biri, Roma’da ilk defa imparator sıfatını kullanan Augustus’un eşi Livia Drusilia’ya ait. Tabii biz onu Livia olarak değil, eşi Octavian Augustus ilan edildikten sonraki ismiyle Julia Augusta olarak biliyoruz. Roma'nın kanlı canlı dünyası için güçlü bir mideniz varsa başlıyorum.
Çocukluğundan itibaren “survivor” modunda yaşamak zorunda kalmış olan Livia Drusilia, antik tarihin ilk femme fatale’lerinden biri olarak adlandırılmıştır. Onu karalayan pek çok tarihçi, zamanın çalkantılı siyaseti, suikastların ve ayaklanmaların norm olduğu bir dünyada bir kadının kendini ve oğlunu koruma güdüsünü göz önünde bulundurmaz, dolayısıyla onunla ilgili hırslı bir cadı portresi çizilmiştir. Kimi vakanüvislere göre M.Ö. 58, çoğuna göre 59 yılında iç savaştan bitap düşmüş bir zamanda, soylu Claudius ailesinin içine doğan Livia şiddet, ciddiyet ve gururun ne olduğunu ailesinden gördü. Babası Marcus Livius Drusus Claudianus, pretor yani yüksek idari bir yetkili ve senatördü. Sezar’ın diktatörlüğüne karşı durup Roma Cumhuriyetini savunduğu için Brutus ve Cassius’u destekledi. Onlarla beraber M.Ö. 42’de Philippi Savaşında yenik düşünce tıpkı Brutus ve Cassius gibi o da çadırında intihar etmişti. Dolayısıyla ailesi zaten mimliydi.
Livia, M.Ö. 43 sularında kuzeni Tiberius Claudius Nero ile ilk evliliğini yaptı. Nero da tıpkı babası gibi Sezar’ın katillerinin safında Octavian’a karşı mücadele ettiği için Livia karnı burnunda vaziyette hamileyken Roma’dan kaçıp sürgün hayatı sürmek zorunda kaldı. Oğlu ve geleceğin imparatoru Tiberus, babasının intihar ettiği yıl olan 42’de sürgünde, kocası Marcus Antonius ve kardeşi Lucius Antonius’la beraber savaşırken dünyaya geldi. O yüzden Livia’nın Roma izlenimi, bitmek bilmeyen bir........
