menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nil’in Unutulmaz Kraliçesi: Kleopatra

29 0
12.04.2026

Bu hafta parfümün tarihini işlerken konu ister istemez Kleopatra’ya geldi. Hayretle fark ettim ki bu kadar yıldır kadın biyografilerini okumuş ve yazmış olan bendeniz henüz Kleopatra’yı işlememişim. Herkesin bildiği kişilerden ziyade daha periferilerde kalmış, hor görülmüş, ötekileştirilmiş kadınların hayatına yeltendiğim içindir elbet. Heyhat, Kleopatra aslında lekelenmiş kadınların başında geliyor.

O, ne kadar popüler olursa olsun hayatı belli başlı tarihçiler tarafından abartılmış, kötülenmiş, yaftalanmış. Plutarkos’tan başlayarak Reşad Ekrem Koçu’ya kadar onun hayatını yazanlar, gücüne ve ihtirasına hayranlık besleseler de yazıları ister istemez erkek söyleminin zehriyle örülü. Mesela, her daim büyük bir zevk ve merakla okuduğum Koçu’nun adından da anlaşıldığı üzere son derece mizojinistik eseri Haşmetli Yosmalar’ında “taçlı fahişeler” diye kaleme aldığı güçlü kadınlar arasında “Nil Kıyılarının Zehirli Çiçeği” olarak tarif ettiği Kleopatra var. Sansasyonel tarihçeler tabii ki ilgi çeker, ama Kleopatra’nın hayatını okuyunca, ister istemez neyin abartı neyin gerçek olduğunu sorguluyorsunuz. O yüzden sinik bir okumayı ve objektif bir biyografiyi hak ediyor.

O, Mısır’ın en namlı kraliçelerinden biri olabilir. Ama aslında Büyük İskender’in ardından kurulmuş olan Makedon Ptolemaios hanedanına mensup Mısır’daki son Hellen prensestir Kleopatra. İskenderiye Kütüphanesinin yakılıp yıkılmasından dolayı çağdaş kaynakların pek çoğu günümüze ulaşamadığı için Kleopatra ile ilgili bilgilere Romalı yazarlar vasıtasıyla ulaşıyoruz, o da tahmin ettiğiniz gibi çok da güvenilir olmuyor. Burada yazacağım bilgilerin pek çoğu, Plutarkhos’un “Yaşamlar Kitabı”nın içindeki Sezar ve Marcus Antonius bölümlerinden gelmekte ki Plutarkhos bu meşhur yaşam öykülerini zatların ölümünden yaklaşık yüz elli sene sonra yazdı. Bu kadar zaman içinde hikâyeleri ne kadar değişti ne kadar abartıldı; bunu düşünmek, bir tutam tuzla, yani kuşku ile okumak lazım.

YETENEKLİ BİR DİPLOMAT

Plutarkhos, Kleopatra’nın son günlerine tanıklık etmiş Kleopatra’nın şahsi hekimi Olympos ve Markus Antonios’un yakın arkadaşı, elçi ve tarihçi Quintus Dellius gibi yazarların “yalancısıdır.” Plutarkhos’tan hareketle yazan Cassius Dio, Appianus ve Suetonius gibi Romalı tarihçiler Kleopatra’yı Romalı bir perspektiften, “Baştan çıkarıcı bir femme fatal, doğunun fettan kraliçesi” olarak lanse ederler. Oysa günümüzün tarihçileri onu bambaşka şekilde yazıyor. Örneğin 2010 yılında yayımlanan Stacy Schiff’in Cleopatra: A Life adlı biyografisinde Kleopatra son derece yetenekli bir yönetici ve diplomat olarak ele alınır.

VII. Kleopatra Philopator M.Ö 69 yılında İskenderiye’de dünyaya geldi. Zamanın hanedan geleneği uyarınca kendisi 18, erkek kardeşi XIII. Ptolemaios 9 yaşındayken evlendirilip tahtı paylaştılar. O bir süre çocuk kardeşini görmezden gelip hüküm sürdü fakat kardeşi büyüdükçe tahtı onunla paylaşmanın mümkünatı olmadı. Çıkan kaosun ardından Kleopatra Suriye’ye kaçmak zorunda kaldı. Orada, bir ordu toplayarak Mısır’a döndü ve kardeşine karşı yürüdü. Onu ve güçlü ordusunu yenmesi zordu ama M.Ö 48........

© Gazete Pencere