Neandertaller neden yok oldu?

Yaklaşık 400.000 yıl boyunca, Avrupa’nın buzla kaplı tundralarından Yakın Doğu’nun sarp dağlarına kadar uzanan coğrafyada tek bir insan türü hüküm sürdü: Homo neanderthalensis. Buzul Çağı’nın zorlu koşullarında hayatta kalmayı başarmış olan Neandertaller, dayanıklılık ve çevresel uyum konusunda eşsiz bir insan türüydü. Varlıkları, evrimsel bir “geçiş aşaması” değil, tam bir başarı öyküsüdür. Ancak bu uzun süren egemenlik, yaklaşık 40.000 yıl önce birdenbire sona erdi. Neandertaller, tarih sahnesinden sessizce çekildiler; ve bu gizemli yok oluş, yüzyıllar boyunca yanlış yönlendirilmiş bir evrimsel anlatının kaynağı oldu.

İlk Neandertal fosili, 1856’da Almanya’nın Düsseldorf yakınlarındaki Neander Vadisi’nde bulunur. Bir kireçtaşı mağarasında çalışan işçiler, alışılmadık derecede kalın kemikler ve belirgin kaş çıkıntılarına sahip bir kafatası keşfeder. Doğaya meraklı bir öğretmen olan Johann Carl Fuhlrott, bu kemiklerin sıradan bir insana değil, kayıp bir insan türüne ait olduğunu fark eder. 1864’te İrlandalı anatomist William King, bu fosillere bulundukları yere göndermeyle Homo neanderthalensis adını verir. Böylece bilim dünyası, modern insanın dışındaki başka bir insan türünün varlığıyla ilk kez tanışır.

Ancak Neandertaller, uzun süre “gelişmemiş vahşi mağara adamları” olarak görülür. Fransız paleontolog Marcellin Boule, 1908’de bulunan “La Chapelle-aux-Saints” iskeletini temel alarak onları “hantal, dizleri bükülmüş, kafasını dik tutamayan, konuşma yetisi olmayan ve zekası ancak bir maymununkine eşdeğer” canlılar olarak betimler. Oysa bu iskelet, ileri derecede eklem hastalığından muzdarip yaşlı bir erkeğe aittir. Bu yanılgıdan beslenen “ilkel Neandertal” imgesi, uzun süre baskın kalır. Onların soyut düşünme yeteneğinin olmadığı, sanat yapamadığı, konuşamadığı ve yalnızca kaba güçle hayatta kaldığı görüşü yaygındır antropoloji dünyasında. Bu yüzden, Homo sapiens’in zekası karşısında “doğal seçilimin kaçınılmaz kurbanları” olmaları doğal gelir insanlara.

Fakat 1957’de Irak’ın Türkiye sınırına yakın Şanidar Mağarası’nda yapılan bir buluş, bu olumsuz tabloyu kökten sarsar. Şanidar-1 olarak bilinen bireyin kemikleri incelendiğinde, birçok kırığın yıllar önce oluşup iyileştiği görülür. Bu, Neandertallerin sakat üyelerini terk etmediğini, aksine onlara iyileşinceye kadar baktığını göstermektedir. Şanidar-1, öldüğünde 40–50 yaşlarındaydı, o dönemin koşullarında oldukça ileri bir yaş. Sağ kolunu gençliğinde kaybetmiş, bir gözü kör, bir kulağı sağırdı; ayrıca şiddetli eklem dejenerasyonu yaşıyordu. Hayatta........

© Gazete Pencere