Hava et kokmaya başladı |
Gelecek hafta, kanlı, canlı ve lezzetli bir Kurban Bayramı daha kutlayacağız. Birçok kişi, özellikle 20 bin lira aylıkla geçinmeye çalışan emeklilerin şanslıları, biraz olsun etle olan hasretlerini giderecekler.
Emeklilerin şanslıları diyorum! Çünkü kurban kesmek, artık her babayiğidin harcı değil.
Etten pay alabilmek için, kurbanı kesen komşunun gözü tok, eli açık, dinin emrettiği kurallara saygılı olması lazım. Şimdilerde böylesini bulmak çok zor. Kıymanın kilosu ortalama bin lira olunca, insanın eli cebine öyle kolay gitmiyor. Gitse de cepte para yok! Neredeyse düğünlerde altın niyetine gelinin boynuna bir kilo pirzola takılacak.
Kurban Bayramı’nı anınca hemen iki koku üşüşür hafızama. Bir tanesi temiz keten, diğeri ise kahvaltı için kavrulan et kokusudur. Temiz keten kokusu, çocukluğumun evini anımsatır. Annemin günlerce uğraşıp yıkadığı keten örtülerden yayılırdı bu temizlik kokusu. Bembeyaz yastık örtüleri, tüller, masa örtüleri... Anımsadığım diğer koku da et kokusudur. Bu, tüm mahallenin ortak kokusuydu. O anları hiç unutmam. Tüm ayrıntılar hala gözümün önünden geçer gider.
Bütün aile, pencerede, babamın namazdan dönmesini beklerdik. O gelince, arka bahçede kurban kesilecek, ayağından ağaca asılacak, sarkan ayaklarından birinden açılan delikten balon gibi şişirilecek ve derisi yüzülecekti. Sonra parçalara ayrılıp konu komşuya dağıtılacaktı.
Dağıtım işini ben yapardım ama buna bir anlam veremezdim o yaşlarda. Neden bütün et bizde kalmıyor da başkalarıyla paylaşıyorduk?
BABAMIN KAVURMA TARİFİ
Parçalama işi bittikten sonra, babam bize düşen parçalardan birini küçük küçük doğrar, kavurmalık eti hazırlardı. Şimdiki Wok tavalarına benzeyen siyah bir sac tavamız vardı. Babam o sacda yapardı kavurmayı. Önce, biraz kuyruk yağı atar, o erirken etleri boca eder, çevire çevire kavururdu. Et suyunu çekip, tekrar saldıktan sonra, içine bir miktar domates, birkaç tane yeşil biber ilave ederdi.
Ateşi kapattıktan sonra da, bol kekik ve kırmızı biber serperdi. Babam aslında kavurmaya bir şeyler eklemeye karşıydı ama annem, "çocuklar böyle seviyor" dediği için kendi bildiği kavurmayı yapamıyordu.
Bir koşu fırından aldığım taze ekmeğin kalınca bir dilimini, sacın dibindeki yağa bandırırdım. Etten çok, o yağın tadı hoşuma giderdi. Ama rengi kahverengiye dönen kuyruk yağlarını sevmezdim, ayıklardım onları.
Merak etmeyin, kurbanın bu en lezzetli yanı ziyan olmazdı.........