Hamburgerinize hakaret etmeyin
Hamburgerle, hem de ıslağıyla küçük yaşlarımda tanıştım. Taksim’de, Belediye Gazinosu’nun önünde babamın elini tutmuş, üst kat komşumuzu bekliyorduk. Meydan kalabalıktı. Anımsadığıma göre Müzeyyen Senar solistlerden biriydi, İstanbul’un bu en kalabalık meydanında her türlü kokuyu koklamanız, her türlü insana rastlamanız mümkündü. Dikkatimi en çok çeken karşı dükkandan gelen kızarmış et kokusu olmuştu!
Bu iştah açıcı koku, damağımda şelaleler oluşturuyordu! Bir de fötr şapkalı, ”Pis” bıyıklı adamlar dikkatimi çekmişti. Ne pazarladıklarını o yaşımda hiç anlamamıştım. Uzatmayalım! Babam, ısrarlarıma dayanamayıp, karşı büfeden bir sandviç almıştı.
PEKİ HAMBURGER “FAST FOOD” MUDUR?
Eğer büfelerde satılan ıslak burgerleri veya iki ekmek arasındaki iki koca köfteyi kastediyorsanız sorunun yanıtı evettir. Ama özellikle New York’ta bir hamburger restoranında yerseniz, sorunun yanıtı “asla” olacaktır. Bunu bizzat deneyimledim. New York’ta gittiğim bir restoranda, hamburger ısmarlamak istedim. Kalınca bir menü verdiler.
İşe ekmek seçimiyle başlıyordunuz. Klasik mi? Çavdar mı? Yulaf mı? Arpa mı? Sonra sıra et çeşidine geliyordu. Sığır eti mi? Dinlendirilmiş et mi? Angus mu? Wagyu mu? Kobe sığırı mı? Tavuk mu? Göğüs eti mi? Kanat eti mi? Domuz........
