menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

23 yılın muhasebesi

18 0
previous day

Yıl sonlarında muhasebe yapmak adettir. Ama muhasebeyi 2025 yılıyla sınırlı tutmak genel tabloyu göstermez. Filmin sadece bir karesini gösterir ve eksik kalır. Ben 23 yılın muhasebesini yapmak taraftarıyım.

23 yılın sonunda ilk bakışta görülen, memleketi nasıl “normal” olmaktan çıkarıp sürekli bir olağanüstülük hâline mahkûm ettikleri. Her alanı tek merkezden yönetilen bir düzene çevirdiler. Denetim mekanizmalarını budadılar. Liyakati, kurumu, kuralı, ölçüyü “engel” saydılar.

Ve sonuçta yorgun, güvensiz, yoksul, birbirine kuşkuyla bakan bir toplum yarattılar.

Adalet… Eskiden “yargı yavaş” derdik, “iş yükü fazla” derdik. Şimdi tartıştığımız şey daha temel. Yargı bağımsız mı? Masumiyet karinesi geçerli mi? “Kirlenmeme hakkı” diye bir ilke kaldı mı? Tutuklama bir ceza yöntemi olarak kullanılıyor. İddia hükmün yerine geçti. Yandaş gazeteci hâkimden önce ilan ediyor kararı. İnsanların itibarı bir gecede zedeleniyor. Düşünce, yazı, sosyal medya paylaşımı kolayca hedefe konabiliyor. Gazeteci, akademisyen, öğrenci kendini bir anda sanık koltuğunda bulabiliyor.

Siyaset ve demokrasi… Sandık var, ama sandığın etrafındaki oyun alanı daraltıldı. Muhalefeti “gayrimeşru” göstermeye dönük hamleler eksik olmuyor. Rakibi şeytanlaştıran, çoğu zaman iftira dolu propaganda sıradanlaştı. Devletin resmi organları parti vitrini gibi kullanılıyor. Medyadan tek ses çıksın isteniyor. Sivil toplum baskılanıyor. Meclis konuşuyor, ama karar çoğu kez başka yerde alınıyor. Kurumlar var, ama iradeleri yok. Devlet, tüm yurttaşların devleti olmaktan çıkıp “onların devleti” hissi yayıyor. Eşit yurttaşlık duygusu zedeleniyor.

Eğitim… Bilimsel zeminden çekip dinselleştirdiler. Müfredata ideolojilerine........

© Gazete Pencere