‘Donroe’ Hitler de böyle başlamıştı |
Tarih tekerrür eder; her zaman bire bir, aynı şekilde değil ama eder.!
Bugün yaşadığımız sorunların kökenleri de çözümlemeleri de çözümleri de tarihtedir.
Bu bağlamda, tek tek bireyler de toplumlar da kültürler de ‘tarihten’ ders alanlar ve almayanlar olarak ikiye ayrılırlar. Şansın, tesadüflerin her zaman bir rolü vardır ama tarihten ders alan toplumlar, şansın rolünü en aza indirgeyerek kendi kaderlerini kendileri tayin edebildiklerinden daima avantajlıdırlar.
Birinci Dünya Savaşı’nda ‘onbaşı’ olarak savaşan Hitler kendisini tarihin en büyük askeri, en yetkin lideri sanırdı; kendine verdiği ‘Führer’ ünvanı Almanca’da lider, önder anlamına gelir.
Bu, herkesi kendinden aşağı, kendisini de herkesin üstünde gören hastalıklı ruh halinin dışa vurumudur. O kadar ki Almanya iç siyasetindeki kaostan istifade ederek iktidara geldiğinde, tüm askerlerin ve sivil devlet görevlilerinin kendisine—Anayasaya değil—şahsen sadakat yemini etmelerini sağladı. Kendisini Alman Anayasası’nın da üstünde görüyordu.
1938’de, Versay Antlaşması’na aykırı olmasına rağmen Avusturya’yı ilhak etti. İlgili devletler sadece sıradan protestolarla yetindiler. Arkasından Fransa sınırındaki Saar bölgesini işgal etti.
Sırada Çekoslovakya’nın Alman azınlığın yaşadığı Südet bölgesi vardı. 29 Eylül 1938 Münih Antlaşmasıyla Südet bölgesini de Almanya’ya kattı. Antlaşmada, Alman, İtalyan, İngiliz ve Fransız başbakanlarının imzaları vardı ama Çekoslovakya’nın temsilcisi bile yoktu.
Batı’daki Hitler hayranlığı o kadar büyüktü ki Time dergisi Hitler’i 1938 Yılın Adamı seçti.
Hitler, üç ay sonra, Çekoslovakya’nın........