Helalleşenler ve talan edenler: Kamulaştıranlar ve özelleştirenler

“Çok zorluklarla karşılaştık soğukta kaldık yağmurda kaldık ama sonu mutlu oldu …rahatsızlık verdiysek herhangi bir vatandaşa, herhangi bir canlıya ondan da özür diliyoruz hakkınızı helal edin çok çok sağ olun…”

Bu sözler, önce adım adım yollarda, sonra günlerce Ankara’da, hakları için direnerek zafer kazanan maden işçilerinden Murat Kanca’ya ait.

Doruk Madencilik gibi, işten çıkardığı işçisine tazminat ödemeyen, yerin yedi kat altında çalıştırdığı işçisine alın teriyle kazandığı maaşını vermeyen, neredeyse kölelik dönemine dönmek isteyen bir Orta Çağ şirketinin karşısına, işçi sınıfının modern bilinciyle çıktılar. Maden işçisinin direniş birikimini de kuşanan işçiler, tüm ülkeyi aydınlattılar, adeta aydınlatma dönemini getirdiler. Her birine, örgütlü bir birlik olmalarını sağlayan sendikaya ve yüreği orada atan herkese tebrikler…

Mikrofon uzatılan tüm işçi kardeşlerimiz, ne kadar haklı olduklarını ve yaşadıkları durumu çok iyi ifade ettiler. “İşçi sınıfı öldü” diyenlere inat, dimdik ayakta bir sınıf kavgasını göstermesi başta olmak üzere, direnişten çıkarılacak çok ders var. Ücret mücadelesinin önemini ve bu mücadele verildiğinde kazanmanın mümkün de olduğunu gördük.

Maden işçisi, feneriyle yeraltını aydınlattığı gibi, ekmek mücadelesinin yolunu aydınlattı, örnek oldu.

Bir de “herhangi bir canlıya zarar verdiysek özür diliyoruz” diyerek helalleşmek var ki, duyunca mutlu olmamak elde değil. Demek ki, sadece emeğiyle geçinenler değil, tüm canlılar kazandı. Kul hakkı yiyenlerin karşısında, sadece kendini değil, kurdun kuşun hakkını düşünenler var, ne güzel.

Ankara’nın bir parkı için böyle düşünebilen madencilerin ülkesini yönetenler ise tüm bir ülkeyi ne insanı ne doğayı ne de hiçbir canlıyı göz etmeden parsel parsel satarken hem de.

Gündemin yoğunluğunda sıra gelmiyor belki ama son dönemde devasa bir özelleştirme dalgasıyla karşı karşıyayız. Maalesef bu 1 Mayıs’ın iyi haberi olduğu gibi kötü haberleri de........

© Gazete Pencere