menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Analitik düşünmek

40 0
14.06.2026

Daha önceki yazıların bazılarında ‘düşünmek’ dediğimiz eylemi incelemiş, ne olduğunu anlamaya çalışmış, nasıl yapılması gerektiğine dair tartışmıştık. O analizlere ve tartışmalara bu yazıda girmeyeceğim. Ancak dileyenler 25 Mayıs 2025 tarihli ‘İnsana Yakışır Şekilde Düşünebilmek’, 1 Haziran 2025 tarihli ‘Düşünmeyi Biliyor Muyuz?’ ve 28 Aralık 2025 tarihli ‘Eleştirel Düşünce Nedir?’ isimli Pencere Pazar yazılarını inceleyebilir.

O yazılardan buraya taşımak istediğim tek tespit şu: Çoğumuz düşünmenin ne oluğunu bildiğimizi zannediyor ama aslında bilmiyoruz. Kaygılarımıza, aklımıza düşen rastgele şeylere, ön yargılarımıza, hayallerimize, duygularımıza hatta algılarımıza ‘düşünce’ demeye alışmış, bunları yaptığımızda ya da dile getirdiğimizde düşündüğümüzü iddia eden varlıklarız.

Oysa düşünmek, diğer yazılarda da bahsettiğimiz üzere, bunlardan çok daha derin, hatta onlar üzerine gerçekleştirdiğimiz bir eylem. Akıl yürüterek, neden-sonuç ilişkileri kurarak, kendimize kanıtlar üreterek yaptığımız bir eylem.

Düşünmeyi böyle tanımladığımızda, ortaya çok net bir sonuç çıkıyor. O da ‘düşünmek’ dediğimiz eylemin doğal bir yetenek olmanın ötesinde, öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir insani özellik olduğu. Bugünkü konumuz olan ‘Analitik Düşünmek’ de işte böyle öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir düşünme türü.

ANALİTİK DÜŞÜNME NEDİR?

Bir kavram için ‘nedir?’ sorusunu sorduğumuzda, genellikle yaptığımız gibi gelin öncelikle bir sözlüğe bakalım ve TDK bunu nasıl açıklıyor görelim. TDK sözlüğünde ‘Analitik Düşünme’ diye bir madde yok. Yine de bu kavramı anlamamıza yardımcı olacak başka bir kavramın anlamı var TDK sözlüğünde. O da ‘Analitik Zekâ’. TDK bunun için şöyle bir açıklama yapmış: “Sebep sonuç ilişkisini etkin bir biçimde kurabilme, karşılaşılan sorunun nedenini belirleyip çözüme varabilme becerilerini içeren zekâ.”

Her zamanki gibi kelime anlamı olarak yeterli olsa da kavramsal olarak oldukça eksik bir karşılık. Üstelik ‘Analitik Düşünme’nin değil ‘Analitik Zekâ’nın tanımı. Öyleyse üzerine biraz düşünüp daha kapsamlı, kavramsal bir tanım yapmaya çalışalım ‘Analitik Düşünme’ için.

Öncelikle adından da anlaşılacağı üzere analiz etmeye yönelik bir çabadan bahsediyoruz. Peki bu analiz nasıl yapılıyor? En yaygın tarifinden yola çıktığımızda, analitik düşünebilmek için bütünü parçalara ayırmamız gerektiğini söyleyebiliriz. Yani herhangi bir şeyi analiz edebilmemiz için, önce bütünü oluşturan parçaları görmemiz ve onları tanımlayıp incelememiz gerekiyor. Bu incelemeyi hem parçaların birbiriyle ilişkisini hem de parçaların bütüne olan etkisini anlamak için yapmalıyız.

Gelin bunu çok basit bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki arabanız bozuldu, motordan ’tık’ diye ses geliyor ama çalışmıyor. Eğer, “Bozuldu bu” deyip bir kenara bırakmıyor ve arızanın nedenini anlamaya çalışıyorsanız analitik düşünmeye başladınız demektir. Arabada yakıt var mı diye bakarsınız, aküyü kontrol edersiniz, motordan gelen marş sesinde bir gariplik var mı diye dinlersiniz, suyunu, yağını kontrol edersiniz vs. Yani bütünün (arabanın) parçalarını ayrı ayrı inceler ve durumu analiz edersiniz. Mesela, akünün motorla olan ilişkisindeki aksamanın arabanın çalışmasına engel olduğu sonucuna varırsınız. Sorunu tespit ettikten sonra da çözüm üretirsiniz.

Analitik düşünce tam da bu aşamalardan oluşur. Birinci aşamada bilgi toplarsınız. Bu aşamada şu gözlemleri yaparsınız. Arabaya bindiniz, marşa bastınız........

© Gazete Pencere