5 G reklamları yine iktidar medyasına

Sponsorluk plaketini ödül sandılar

A Haber’in, “Ankara Üniversitesi’nden A Haber ve Sabah Gazetesi’ne anlamlı ödül” haberiyle dikkatimi çekti Ankara Üniversitesi ödülleri.

Milliyet’te de vardı ödül haberi. Bu haberlerde “Ankara Üniversitesi’nin 3. Geleneksel Ödül Töreni”nde Anadolu Ajansı, TRT, NTV, A Haber, TGRT, Kanal 7, Milliyet, Sabah ve Yeni Şafak’ın ödül aldığı belirtiliyordu. Sanırsınız bu tören medya ödülleri için düzenlenmişti.

Halbuki Ankara Üniversitesi’nin web sayfasındaki haberde üniversitenin asıl olarak bilim insanlarını ve akademik kuruluşları ödüllendirmek için bu töreni düzenlediği anlaşılıyordu. Medya kuruluşlarına da ödül değil plaket verilmişti.

Nitekim üniversitenin web sayfasındaki “Ankara Üniversitesi ödülleri sahiplerini buldu” haberinde, medyaya ödül verildiğinden bahsedilmiyor; “Törenin medya sponsoru olan kuruluşların temsilcilerine plaketleri takdim edilirken” deniyordu.

Tören görüntüsünü de izledim; medya temsilcileri sahneye çağrılırken arkadaki ekranda “Medya ödülleri” değil, “Medya sponsorlarımız” yazısı ve liste görünüyordu.

Sunucu, gazetecileri sahneye çağırmaya başlarken, “Sıra geldi bu gecenin hazırlanmasında çok büyük destekleri olan kıymetli basın mensuplarımıza. Medya ödüllerimizi takdim edeceğiz bu noktada öncelikle” dedi, ama belli ki onun da kafası karışıktı. Bir ara “Plaketimizi almak üzere bizimle birlikteler” dedi; sonunda da “Sponsorlarımız arasında olan ödüle hak kazanan medya temsilcilerinden bizim göremediğimiz aramızda olan kıymetli isimler varsa onları da sahneye gelirlerse onları da mutlaka anons ederek...” diye konuştu.

Anlaşılan tümü iktidar yanlısı olan medya kuruluşları “ödül” ile “plaket”i karıştırmışlar! Üniversite, sponsor olan medya kuruluşlarına teşekkür plaketi vermiş, ödül değil!

Teşekkür plaketi ile ödül arasındaki farkı bilmiyor da olamazlar. Teşekkür plaketinden gereksiz bir böbürlenme çıkarıp, okur ve izleyiciyi kandırmaya kalkmışlar, yazık…

Anadolu Ajansı, fotoğraf altlarında “ödül” diye yazmış, ama bu çarpıtmanın farkına vardıkları için mi bilemiyorum, tören haberini silmişler sonradan…

Alican ve İsmail içerde, haberleri dışarda

Alican Uludağ’ın, Silivri Cezaevi’nden yazdığı “Gebze’de çöken bina: Bilirkişiler, sebep ‘metro’ dedi” haberi, fikri takibinin ürünüydü. Hapsedilmesine rağmen Gebze’de çöken binada ölen dört insanın hakkını aramaya devam etmiş; bilirkişi heyetinin raporuna ulaşmıştı.

Deutsche Welle Türkçe’de yayımlanan haberde “raporda, binanın yıkılmasında altından geçen metro inşaatının etkisi olduğu tespitinin yapıldığı” aktarılıyordu. Birçok sitede alıntılanan haber, Karar gazetesinde de “Hesabı kim verecek” başlığıyla manşete çıkarıldı.

Bu raporu haber yapmayan iktidar medyası, beş gün sonra yeni bir rapor ortaya koydu. Tahmin edileceği gibi bu rapor, Alican Uludağ’ın yazdığının tersine, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ile inşaat şirketini aklıyordu. İHA ve Türkiye “Binayı metro değil kusurlu inşaat ve zayıf zemin yıktı”, Yeni Şafak da “Bilirkişi: Çökmenin sebebi zayıf zemin” başlığıyla yayımladı bu raporu.

Oysa Alican Uludağ’ın yazdığı raporu rastgele kişiler değil, inşaat ve jeoloji mühendisleri ve mimarlardan oluşan ve savcılığın kurduğu sekiz kişilik heyet hazırlamıştı; raporları da dava dosyasına konulmuştu. İktidar medyası, veriler karşısında tarafsız ve adil olamadı.

Alican Uludağ’ın yazdığı haberi değersizleştirmeye çalışan iktidar medyası, İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin hem yetkisiz olduğuna karar verip, hem de onun 19 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılması istenen iddianameyi kabul etmesi hukuksuzluğuna da göz yumdu.

İktidar medyası yok saymak istese de Alican Uludağ gibi 15 gündür cezaevinde tutulan BirGün muhabiri İsmail Arı da gazeteciliğe devam ediyor; duvarları........

© Gazete Pencere