İklim meselesinde “yarın ola hayrola” yaklaşımı

Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos buluşması haberlerde ve gazete sayfalarında daha ziyade politik gelişmelerle, kim kime ne demiş, kim hangi gözlüğü takmış, Grönland’a ne olacak şeklinde ele alındı. Eşzamanlı yayınlanan DEF’in 2026 Küresel Riskler Raporu ise, odaklanmamız gereken en önemli konu olduğunu vurgulayıp durduğumuz insan eliyle başımıza musallat ettiğimiz iklim krizi konusunda endişe verici bir yaklaşıma dikkat çekiyor: Biyolojik çeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü insanlığın önündeki en büyük tehditler olmaya devam etse de bu tehditler şu anda “acil” kategorisinde görülmüyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun siyasetçiler, akademisyenler, finansçılar gibi 1300 uzmanın değerlendirmesine dayandırdığı 2026 Küresel Riskler Raporu, önümüzdeki riskleri üç ayrı zaman diliminde ele alıyor: bugün, önümüzdeki iki yıl ve önümüzdeki on yıl, şeklinde. İki yıllık kısa vadeli risklerin sorulduğu listenin başında jeopolitik gerilimler, ekonomik parçalanma, toplumsal kutuplaşma ve dezenformasyon geliyor. Hepsi de birbirinden gerçek ve hepimizin de kaygıları. Ancak daha geçen hafta New York’un Sibirya gibi görünmesine neden olan kar fırtınası yaşandığı, Rusya Kamçatka’da apartmanların beşinci altıncı katılan çıkan kar kütleleri görüldüğü, Güney Afrika’da yüzlerce insanın ölümüne yol açan seller olduğu halde, aşırı hava olayları riskler arasında ilk sıralarda değil. Neden? İklim krizini durdurduk mu? İnsanlık el ele verip bu en ölümcül riski bertaraf mı etti? Elbette hayır… İklim krizi ne hız kesti, ne de etkisi azaldı. Sadece başka krizler, özellikle siyasi krizler ilk sıraları kaptı.

Fakat insanlık henüz tam olarak aklını kaybetmediği için, raporun “uzun vadeli riskler – 10 yıl sonrası” bölümüne bakıldığında tablo değişiyor........

© Gazete Pencere