Hatay bizi bekliyor |
Üç yıl önce şubat ayında yaşanan deprem felaketinden önce birçok kez Hatay’a gitmiş, her defasında merkezi Antakya’dan başlamak üzere Samandağ’ından Defne’sine, Yayladağı’ndan İskenderun’una; gördüğüm tüm ilçelerini çok sevmiştim. Sınırlara yakın, denizlere yakın, başka kültürlerle iletişimi yüksek kentleri daima çok seviyorum. Bir ülkenin orta yerinde kalan ve sadece kendi gibilerle etkileşime giren yerlere göre daha renkli, daha kucaklayıcı, daha neşeli buluyorum böyle kentleri. Benim için Hatay da o yerlerden biri. “Medeniyetler beşiği” sözü, sanki bu kent için düşünülmüş; hem farklı dinlerin hem farklı dillerin bir arada neşe içinde yaşadığı yerdi, Hatay…
2023 Şubat’ında yaşananlar herkesin malumu; o günden sonra bölgeye kalabalık bir grupla ilk gidişimiz oldu. Turizm ne kadar geri dönecek, insanlar yeniden gidecek mi diye düşünürken, yörede yaşayan, sık gidip gelen dostların teşvikleri ile artık zamanıdır dedik ve Mutfak Dostları Derneği olarak 25 kişilik bir grupla hafta sonu deprem sonrası ilk defa Antakya’ya gittik.
İl başta şunu söylemek gerekir ki; ilk defa Antakya’ya gidenler ile daha önce burayı bilenlerin izlenimi çok farklı olacaktır. Bunu bilerek gitmek gerekiyor. Antakya, mekânsal, şehir planı olarak Antakya diye bildiğimiz yer değil artık. Asi Nehri üzerinde durup sağa sola bakarken Kurtuluş Caddesi neredeydi, müze neredeydi bulamadık. Yeni caddeler, yeni yollar, yeni bir şehir yapılmakta. Ara sokaklarında gezdiğimiz, küçük dükkanlardan alışveriş yaptığımız, çarşılarında baharat peşinde saatler geçirdiğimiz o kadim kent yok.
Ama Antakyalılar hâlâ orada ve onlar bildiğimiz gibi; esnafıyla, ustasıyla, işletmecisiyle; candan, yardımsever, hemen size bir çay, tatlı ikram etmek isteyen, bozuk paranız çıkışmayınca “canın sağ olsun ablam” diyen, nereden geldiğinizi sorup sohbet açan, elindeki yük fazlacaysa çocuğu otele kadar yanınıza vermek isteyen… Aynı dediysem yaşadıkları büyük felaketi yok saydığımdan değil; fakat sormazsanız çok bahsetmiyor, geçmişin kederine değil, geleceğin umuduna dikiyorlar gözlerini. İçlerinde, evlerinde ne fırtınalar koptuğunu misafirlerine göstermiyorlar belki de en azından ben bu şekilde hissettim.
HER ŞEY DEĞİŞSE, LEZZET DEĞİŞMİYOR
Bir başka aynı olan ise tabii ki Hatay’ın mutfağı. Her zamanki kadar lezzetli, her zamanki kadar zengin, her zamanki kadar katmanlı. O kadar güzel bir mutfak ki bölgenin mutfağı! Aynı insanları gibi, çok çeşitli etki almasıyla lezzet dünyaları da kapsayıcı, açık, kendi içinde mükemmel uyuma ulaşmış bir füzyon, adeta…
Hatay’da enginar........