Ekolojik emperyalizmi de gördük; ulusal kimliği çam ağaçlarıyla örtmek!
Akdeniz havzasında sonbahar, bereketin ve toprağa saygının mevsimi desek yanlış olmaz. Hele de bu coğrafyanın alamet-i farikası olan zeytinin hasat zamanı başlayınca… Bahçelerde hummalı bir çalışmayla toplanan zeytinler, taş baskılarda sızan o ilk altın sarısı yağ, nesiller boyu süren bir yaşam döngüsünün, ekonomik ve kültürel müjdecisidir. Kimi coğrafyalarda şenlik havası içinde, kimilerinde ise ne yazık ki büyük zahmetlerle yapılan zeytin hasadında bu yıl Filistin’de yaşananlar dikkatlerden kaçmamalı ve doğanın, tarımın, yemeğin ve dolayısıyla sofranın nasıl da politik alanlar olduğunun altı çizilmeli diye düşünüyorum.
Filistin’de zeytin hasadı, Akdeniz’in çoğunda olduğu gibi bir kutlama, bir şenlik değil ne yazık ki… Uzun süredir her yıl tekrarlanan bir varoluş savaşı, bir mülksüzleştirme dalgasına karşı inanılmaz bir direniş çabası. Bugün Batı Şeria’da Filistinli çiftçiler, kendi diktikleri ağaçların tepesine tünemiş radikal yerleşimcilerin ve İsrail askerlerinin gölgesinde, canları pahasına zeytinlerini hasat etmeye çalışıyorlar.
Bu olayları televizyonlarda kaygıyla izlerken, aklıma geçen sene tam da bu zamanlarda Beyoğlu’nda, ANAMED (Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi) galerisinde ziyaret ettiğim ve çok etkilendiğim "Kuşbakışı Filistin" (Palestine from Above) sergisi geliyor. İlk olarak Ramallah’ta sergilenmiş, İstanbul’a gelmiş, daha sonra Ankara’da da izlenmişti. Ankara CerModern’de izlenen sergi henüz geçtiğimiz Haziran sonunda bitti ama dilerim tekrar farklı kentlerde ve tarihlerde yeniden izleyebiliriz…
Uluslararası bir küratör ekibinin emeğinin ürünü olan sergi, Filistin topraklarını askeri uçaklardan kuşbakışı gören emperyal güçlerin zamanında çekmiş olduğu insansız hava fotoğrafları ve bunlar üzerinden oluşturdukları haritalardan müteşekkildi. Havadan........
