Infantino Dosyası: FIFA’yı Şahıs İşletmesine Dönüştüren Adam |
Gianni Infantino’nun hikâyesi, İsviçre’nin küçük bir kasabasında, futbola uzaktan bakan göçmen bir ailenin evinde başladı. 23 Mart 1970’te Brig’de doğdu. İtalyan göçmeni olan babası yataklı trenlerde çalışıyor, annesi istasyonda gazete büfesi işletiyordu. Çocukken futbolcu olmayı istedi ama yeteneğinin kendisini profesyonel sahalara taşımayacağını erken fark etti. Sahaya oyuncu olarak giremeyecekti; oyunun yönetildiği odalara hukukçu olarak girecekti.
Fribourg Üniversitesinde hukuk okudu. Ardından Neuchâtel Üniversitesine bağlı Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi’nde, yani CIES’te çalıştı. İtalya, İspanya ve İsviçre’deki futbol kuruluşlarına danışmanlık yaptıktan sonra 2000 yılında UEFA’ya katıldı. Önce hukuk, kulüp lisanslaması ve profesyonel futbol dosyalarıyla ilgilendi. 2004’te Hukuk İşleri ve Kulüp Lisanslama Direktörü, 2007’de Genel Sekreter Yardımcısı, 2009’da ise UEFA Genel Sekreteri oldu.
Infantino, futbolun soyunma odasından değil bürokrasisinden yetişti. Oyunun heyecanını değil, futbolun hangi kurallarla, hangi parayla ve hangi dengelerle yönetildiğini öğrendi. Şampiyonlar Ligi kuralarında ekrana çıkması onu kamuoyunun tanıdığı bir yüze dönüştürdü. Michel Platini döneminde UEFA’nın hukukunu, ticari genişlemesini ve günlük işleyişini taşıyan başlıca yöneticilerden biri haline geldi.
Futbol dünyasının bürokratik koridorlarında yükselirken bir gün FIFA Başkanı olacağı pek düşünülmüyordu. O makam için hazırlanan isim Platini’ydi.
2015 yılında FIFA’yı sarsan yolsuzluk soruşturmaları Sepp Blatter dönemini sona erdirirken Platini, başkanlığın doğal adayı olarak öne çıkmıştı. Fakat Blatter’den aldığı iki milyon İsviçre frangı tutarındaki ödeme nedeniyle etik soruşturmasına uğradı ve futboldan men edildi. Platini’nin yarış dışı kalmasıyla UEFA apar topar başka bir aday aradı ve 26 Ekim 2015’te Infantino’yu öne sürdü.
TASFİYE SONRASI BOŞLUKTAN GEÇTİ
Infantino daha sonra Platini aday olabilseydi kendisinin yarışa girmeyeceğini açıkça söyledi. Dolayısıyla FIFA Başkanlığına, yıllarca hazırlanmış bağımsız bir proje sayesinde değil, patronunun beklenmedik biçimde tasfiye edilmesiyle açılan boşluktan geçti.
26 Şubat 2016’daki olağanüstü FIFA Kongresi’nde ikinci turda 115 oy alarak Şeyh Salman’ı geride bıraktı. Seçimin sandık sonucunun değiştirildiğine veya resmî prosedürün ihlal edildiğine ilişkin bir kanıt bulunmuyor. Infantino seçimi kazandı. Fakat nasıl kazandığına bakıldığında, sonraki yıllarda kuracağı yönetim modelinin ilk işaretleri de görülebiliyordu.
Kampanya boyunca ulusal federasyonlara dört yıllık dönem başına beşer milyon dolar kalkınma desteği sözü verdi. Konfederasyonlara aktarılacak kaynakları da artıracağını açıkladı. Bu vaatlerin yöneltildiği federasyonlar, birkaç gün sonra FIFA Başkanını seçecek olan federasyonlardı.
FIFA’nın “bir ülke, bir oy” sistemi kâğıt üzerinde demokratik görünür. Almanya’nın da küçük bir ada devletinin de bir oyu var. Ancak çok sayıda küçük federasyonun bütçesi büyük ölçüde FIFA kaynaklarına dayanıyorsa parayı dağıtan başkanla başkanı seçen federasyon arasında eşit ve bağımsız bir ilişki kurmak kolay değil. Kalkınma fonu ile siyasi sadakat arasındaki çizgi burada incelmeye başlıyor. Infantino, Blatter döneminden kalan bu sistemi ortadan kaldırmadı. Daha fazla para dağıtarak daha etkili hale getirdi.
FUTBOLUN İTİBARINI GERİ GETİRECEKTİ
Başlangıçta bunun bir reform modeli olduğu anlatıldı. Blatter döneminin skandallarından sonra FIFA’nın gösterişli bir futbol baronuna değil, hukuk bilen, sakin konuşan, dosya hâkimiyeti yüksek bir teknokrata ihtiyacı olduğu düşünülüyordu. Infantino kendisini tam da böyle sundu: Kuralları bilen, futbolun itibarını geri getirecek profesyonel yönetici.
Fakat çok geçmeden şu anlaşıldı: Kuralları iyi bilmek, onların ruhuna bağlı kalmak anlamına gelmiyordu.
Göreve geldiği ilk dönemde FIFA’da stratejik ve icracı görevlerin ayrılması, görev süresi sınırları, mali denetim ve bağımsız komiteler gibi reformlar kabul edildi. Ne var ki 2017 yılına gelindiğinde başkanı denetlemesi gereken yapıların başındaki isimler birer birer uzaklaştırılmaya başladı.
FIFA Etik Komitesinin soruşturma kanadının başındaki Cornel Borbély ile yargılama kanadının başındaki Hans-Joachim Eckert’in görevleri yenilenmedi. FIFA Yönetişim Komitesi Başkanı Miguel Poiares Maduro ise dört yıllığına geldiği görevden yalnızca on bir ay sonra çıkarıldı. Maduro daha sonra İngiliz Parlamentosunda FIFA içindeki siyasi baskılardan ve bağımsız denetime yapılan müdahalelerden söz etti.
FIFA yönetimi bütün bunları yenilenme ve coğrafi çeşitlilik gerekçeleriyle savundu. Ancak sonuç değişmedi: Başkanı denetlemesi beklenen isimler gitti, başkanın hareket alanı genişledi. Bir kurumda denetçilerin görev süresi, denetledikleri yöneticinin kontrolündeki siyasi çoğunluğa bağlıysa oradaki bağımsızlık kâğıt üzerinde kalır. Infantino reformcu görüntüsüyle göreve gelmişti ama kısa süre içinde reformların kendisini denetleyen bölümünü etkisizleştirdi.
Görev süresi tartışması da benzer bir yöntemle ilerledi. Infantino 2016’da seçildi, 2019 ve 2023’te rakipsiz olarak yeniden başkan oldu. FIFA, Blatter’in yarım kalan dönemini tamamladığı ilk üç yılı tam dönem saymadı. Böylece normalde 12 yıl olarak anlaşılan görev süresi sınırı Infantino bakımından fiilen 15 yıla çıkmış oldu.
SEÇİLİRSE 2031’E KADAR KALACAK
Mayıs 2026’da 2027 seçiminde yeniden aday olacağını açıkladı. Bir kez daha seçilirse FIFA’yı 2031’e kadar yönetebilecek.
Burada yapılan şey kuralları açıkça çiğnemek değildi. Kurallar, başkanın görevde daha uzun kalabileceği şekilde yorumlandı. Zaten Infantino döneminin ayırt edici özelliği de çoğu zaman buydu: Doğrudan ihlal yerine, kuralın ruhunu anlamsızlaştıran teknik yorumlar. Bu yönetim anlayışı, Katar Dünya Kupası yaklaşırken çok daha görünür hale geldi.
Turnuvanın hazırlık sürecinde göçmen işçilerin çalışma koşulları, ödenmeyen ücretler, pasaportlara el konulması, işçi ölümleri ve ifade........