Bozuk saat günde iki defa da doğruyu gösterir…

Her zaman söylediğim gibi, Türkiye'de ev sahibi olmak zor. Ancak ABD'de Türkiye kadar olmasa da ev sahibi olmanın çok zorlaştığı anlaşılıyor. Gelişmiş ülkelerde, Finlandiya, Fransa, İtalya ve İsveç gelirle konut sahibi olmanın nispeten kolay olduğu, ABD'de ise neredeyse Portekiz kadar zorlaştığı görülüyor. Türkiye'de durum zaten içler acısı.

Türkiye ekonomisi son 25 yılda inşaattan ve binadan para kazanmak şeklinde tasarlandığı için yaşlandığımızda doğup büyüdüğümüz mahallelerde yaşayamayacağımı görüyoruz. Neyse biz ABD’ye dönelim.

Bugünlerde uluslararası arenadan ortalığı birbirine karıştıran Donald Trump'ın geçenlerde konut meselesi ile ilgili doğru bir cümle kurması doğal olarak dikkatimi çekti. “Evlerde insanlar yaşar, şirketler değil.” Bu söz, Trump’ın genel politik mirası düşünüldüğünde ironik olabilir; ancak içeriği itibarıyla ABD’de yıllardır büyüyen ve artık inkâr edilemez hale gelen bir sorunu net biçimde tarif etmiş.

Amerikan rüyası uzun yıllar boyunca basit ama güçlü bir vaade dayanıyordu. Çok çalışırsan, bir gün kendi evine sahip olursun. Müstakil bir ev, yalnızca barınma değil; istikrarın, orta sınıfa aidiyetin ve gelecek duygusunun sembolüydü. Bugün ise bu rüya, özellikle gençler için, kurumsal yatırımcıların bilanço kalemleri arasında eziliyor. Türkiye'de de eskiden hem ev hem de araba alabilen insanlar vardı. Hatta "iki anahtar" projesi........

© Gazete Pencere