“Oyun oynamaya mecalimiz kalmadı”

Seray Şahiner… Anlattığı hikâyeler ve yarattığı karakterlerle kendi deyimiyle sokağın sesini edebiyata taşıyor. O ses o kadar güçlü yankılanıyor ki her bir karakterin hikâyesi satırlardan yaşamımıza taşıyor. Tıpkı ‘Vatan Millet Samatya’ kitabındaki İnci’nin öyküsü gibi. İnci’nin çocukluğu, yaşayamadıkları bana Yaşar Kemal’in 1975 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan ‘Çocuklar İnsandır’ yazı dizisini hatırlattı. Şahiner “Yaş büyüyor ama hafıza kalıyor. Çocuk büyürken, öfkesini, travmasını da büyütüyor… Çocuklar geleceğimiz diye ahkam kesmek kolay, şimdisini çaldığınız çocuklardan size bir gelecek sunmasını bekleyemezsiniz” diyor. Seray Şahiner’le önceden planladığımız fakat yazarın yoğunluğu nedeniyle gecikmeli yaptığımız söyleşimizi yayımlıyoruz.

Vatan Millet Samatya’yı küçük bir kız çocuğunun gözünden okuyoruz. O kız büyüyor, anne oluyor. Bu sefer onun kızı İnci’nin anlatımıyla hikâye devam ediyor. Kuşaklar arasındaki bağı, devamlılığı da görüyoruz. Fakat İnci’nin annesi farklı bir anne. Eğlenceli de… Ortaklaştıkları yan iyi yalan söylemeleri diyebilir miyiz? Bu kız ve anneyi yalan söylemeye iten ne?

Her kuşağın kendi yalanı var. Ve kendi gerçekleri… Melek, yetmişlerde büyüyen bir çocuk, kızı İnci ise 90’larda… Buldukları formüller, gösterdikleri kıvrak zekâ, dönemin sosyoekonomik şartları, ekonomisi, kültürü ile de ilgili… Çözümleri kendi dönemlerine has çözümler. Ortak noktaları, manevra kabiliyetleri. Birbirlerine söyledikleri yalanlar da var zira teselli de bir yalan türü. Sizin “eğlenceli” diyerek altını çizdiğiniz; birbirlerinin yüzünü güldürme mesaisine emek harcıyorlar. Bence insanları aile yapan temel........

© Gazete Pencere