Nasıl bir sol? |
Konjonktürel itiş kakışlardan çıkamamak siyasete ideolojik bir perspektiften bakmamıza mani oluyor. Ülkenin başında kendi siyasi anlayışını yerleştirmiş, kadrolaşmış, kurumlarda kök salmış, bazı kurumların da içini boşaltarak işlevsiz hâle getirmiş bir iktidar var. İktidarın önceliği politika üretmek değil, muarızlarını pasifize ederek ömrünü uzatmak ve ülkeyi alternatifsizliğe mahkûm etmek.
Neredeyse her yeni güne yeni bir operasyon haberi ile uyanıyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başlayan FETÖ operasyonları ile alıştırıldığımız tarzı siyaset budur. Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta ifade ettiği gibi “biteviye” arınıyoruz(!). İçimizdeki düşmanlardan, FETÖ artıklarından, ajanlık faaliyeti yürüten hainlerden arındığımız yetmedi, şimdi de muhalefeti arındırıyoruz.
Güvenlik eksenli bir siyasi anlayışın kuşatması altındayız. İç ve dış güvenlik politikaları hayatımızı belirliyor ve toplumun bir bölümü doğru olanın bu olduğuna inandırılıyor. Sanki geçmişte Kuzey Avrupa huzurunu yaşadığımız bir coğrafyada idik. Terör, coğrafyamızın bir gerçeğiydi. Ortadoğu’nun bitmek bilmez savaşları ve çatışmaları da... Zaman zaman durulan, sonra yine köpüren Filistin meselesi de bölgenin tarihi derdidir. Dolayısıyla Türkiye’de yakın tarihin politik denklemlerinin içinde bu gerçekler daima vardı. Bu gerçeklerin başarısızlıklara bahane edildiği dönemin, PKK terörünün bitmek üzere olduğu, Suriye’de muradımıza ulaştığımız, Rusya Ukrayna savaşında doğru denge politikaları izlediğimiz, savunma sanayiinde daha güçlü olduğumuz döneme denk geliyor olması da ayrıca manidardır.
Trump,........