We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Suç nerede?

6 3 0
21.06.2022

Dünyada kriz, 1929 Büyük Buhran kadar derinleşmemekle beraber devam ediyor ve kısa sürede sonlanacağa da benzemiyor. Büyük pandemiler gibi bu kriz de bir gün sonlanacak ve çok ileri günlerde şimdilerde yaşadıklarımız ekonomi tarihi olarak anlatılacaktır. Neden pandemi örneğini verdim? Çünkü pandemi de sonlanıyor, evet ama ülkemizden ve dünyamızdan çok can alarak. Ekonomik krizler de aynı etkiyi yapıyor ve benzer sonuçlar üretiyor. Pandemi sonrasında nüfus azalır ve sağ kalanlar yaşamına devam eder, kriz sonrasında da kapitalizmin merkez refah alanı daralır, zira çevre çöker, merkez ekonomiler ise güç tazelemiş olarak eski dönemine döner. Ancak iki durum arasında bir fark vardır. O da şudur, pandemi sonrası sağ kalanlar dünyadan göçenler için üzülür, ekonomik kriz sonrası ayakta kalanlar ise çökenler için üzülmez, hatta mutlu olur. Çünkü krizlerde dayanıksız firmalar çöker, sermayenin bir bölümü değersizleşirken, ayakta kalan firmalar büyür ve güçlenir. Denebilir ki, krizler sistemin nefes alma ve kendisini yenileyerek yeniden ve daha güçlü olarak ayağa kalkma depremidir. Finans cambazları müzik devam ederken dansa devam eder, siyasiler de durumun boyutunu algılayamadıkları için sistemi krize sürükleyen kararları alırlar. Bu süreçten sermaye avantajlı çıkar.

Sağlık bilimleri ile ekonomi bilimi (!) arasında yapılan bu basit karşılaştırma insan yapısı ile ekonomik yapı arasında da yapılabilir. Şöyle ki, insan bünyesinde bir organ ya da bölgedeki rahatsızlık tüm bünyeyi sarsar, kolektif mücadele başlar ve sağaltım sonucunda biyolojik varlık tüm organları ile ayağa kalkar. Ekonomik sistemde süreç böyle gelişmez. Ekonomik organizmalarla biyolojik organizmalar arasındaki fark iki sistem farklı paradigmalarla işliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Halen var olan, kendisini yenilemek için sistemi belirli aralıklarla krize sürükleyen sistem piyasacı sermaye sistemidir. Oysa biyolojik varlık ise, tüm organlar kolektif bir amaca yönelik işbirliği ve plan çerçevesinde çalıştığı için, olağan koşullarda, istisnalar dışında, krize de girmez, hastalıklardan kurtulurken de topyekûn salaha kavuşur. Bir biyolojik varlık için durum böyle olduğu gibi, yerkürenin farklı bölgelerine saçılmış biyolojik varlık toplulukları için de durum benzerdir. Başka bir yazıda da ondan söz ederim.

Şimdi biraz daha ekonomide, kapitalist sistemde yoğunlaşalım ve toplumları derin ıstıraplara sürükleyen krizlerin asıl sebeplerinin ne olduğu, buna karşın hataların nerelerde arandığı, eğer incelemede bir hata yapılıyor ise, hatanın sebebini araştırmaya koyulalım. Kapitalist sistem dediğimizde aklımıza derhal ve tereddütsüz sistemin üzerinde seyrettiği sihirli araç gibi görülen piyasa olgusu gelir. Piyasa öyle mucizevi araç olarak görülür ki, adeta her derde deva misali, ekonomik ve sosyal tüm sorunları çözmeye kadir kutsal bir yapıdır. Evet, piyasa çok kısa dönemli, hatta anlık eşit koşullarda bir araya gelen bireyler arasında oldukça adil sorun çözücü olabilir. Ne var ki, piyasa dediğimizde ürün ve faktör piyasaları olarak başlıca iki kolda ve her bir kolda da dört aşamalı çalışan oldukça karmaşık bir sistemle karşı karşıya kalırız. Hal böyle iken, bir ekonominin planlanmayıp tüm kaderinin piyasalara bırakılmasının akıbetini bir düşünelim.

İki ayrı tür piyasayı ve her bir türdeki dört aşamayı şimdilik bir tarafa bırakarak konuyu en basit bir model çerçevesinde ve işleyiş haliyle ele alalım. İncelememizi yüzeysel........

© Gazete Manifesto


Get it on Google Play