Sosyalizmin yeniden umut olması için işçi sınıfından nefret etmekten vazgeçmek (III) |
Devam edelim.
Gerçekten sol bitsin.
Ama hangi sol? Ya da neye sol demeliyiz, nerede bir sınır çizmeliyiz.
Bu soruya kendi durduğum yerden vereceğim cevap, esasında bu son tartışmayı bir vesile kabul ettikten sonra bu tartışmanın dışında bir arayışı göstermek açısından önemli olacak. Bir başka ifadeyle sosyal demokrasinin krizi, aslında son tartışmanın merkezinde yer alırken ben bunun elimizin tersiyle bir kenara atılması ama buradan sosyalist/komünist siyasete doğru gelen etkiler bağlamında dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Bu açıdan tartışmanın ana odağını oluşturan sosyal demokrasiye dair söylenenlerin değil kimlik siyasetinin sola etkilerinin esas alınması gerek. Böyle baktığımızda sosyalist/komünist solun üzerine de ciddi bir gölge düşürüldüğünü görmek lazım. Bu gölgeden sıyrılmadan alabileceğimiz bir arpa boyu yol olmadığını sadece görmek değil kabul etmek de lazım.
Bağımsız sosyalist hat denilen şeyin Kaf dağının arkasında olmayan anlamı da bu olsa gerek…
* * *
Peki sola dair tartışmalar ABD’ye veya Avrupa’ya veya Türkiye’ye ilişkin sayılabilir mi?
Sosyalizmin yeniden insanlığın umudu haline gelmesi gerekiyor. En temel önermem ve mutlak arayışım bu. Bu ne bir nostalji ile, ne geçmişe bakarak, ne de yöntemlerimizi değiştirerek değil aksine geleceğe dair ve doğrularımızı sabırla, sebatla tekrar ederek mümkün olabilecektir.
O günlere baktığımızda, Ekim Devrimi’nin tüm dünyada yarattığı dalga büyük oranda kalıcı sonuçlar doğurmasa da yarattığı heyecan sosyalizmi gündemde tutuyordu. Tüm dünyada ömürleri birkaç gün ile bir kaç yıl arasında değişen devrimler, isyanlar yaşandı.
İki savaş arası dönemde ve özellikle Büyük Buhran’ın ardından Sovyetler Birliği’nin başarıları sosyalizmi ete kemiğe bürünen bir hedef olarak herkesin gündemine sokmuştu.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra komünistlerin iddiası 10 yıl içerisinde ABD’yi geçmekti. Bununla birlikte, hiç değilse 70’lerin ikinci yarısına kadar sosyalizmin başarıları ve insanlığa sağladığı umut ne kadar da büyüktü.
Maalesef İkinci........