We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ekonomik krizden çıkışın formülü “İnsan ve Toprak Merkezli Tarımsal Devrimdir”

1 2 0
19.04.2019

Önemli bir ekonomik krizden geçmekte olduğumuz gerçeğini artık kimse yadsımıyor. Bu krizi nasıl atlatacağımız ise, krizden çıkışı nasıl planladığımıza ve bu çıkış yoluna uygun alacağımız önlemlere bağlı.

2008 yılında ABD, kendi ekonomisini canlandırmak için dünyadaki 800 milyar USD olan parasının hacmini daha fazla dolar basarak, 4 trilyon dolara, beş katına çıkarınca, dünyada dolar bollaştı ve dolar faizleri düştü. Bizim gibi ülkeler, bu bol ve düşük faizli dolardan yararlandılar ve ucuz kredi imkanlarına kavuştular. Bankalar şirketlerimize bol bol dolarla kredi verdiler. Halbuki ABD mortgage krizinden etkilenen ekonomisini yoluna koyuyordu. Bu durum çöl ortasında görülen bir serap gibiydi. Geliri dolar olmayan firmalar bile bu imkândan yararlanarak hiç üretime yönelmese bile dolar cinsinden borca girdiler.

ABD ekonomisini yoluna koyduktan sonra piyasadaki fazla dolarları 2014’ten itibaren çekmeye başladı. Piyasada doların miktarı azalmaya başlayınca değeri de yükselmeye ve dolar faizleri artmaya başladı. ABD, ülkesindeki sıkıntıyı gidermişti. Ama bu defa da dünyada ucuz krediden faydalanarak dolarla borçlanmış ama döviz gideri sürekli döviz gelirinden fazla olan bizim gibi ülkelerde sıkıntı baş göstermişti çünkü alınan her borcun ödenmesi gerekiyordu ve dolar emisyonu azaldıkça TL karşısındaki değeri daha da artıyordu ya da TL dolara karşı değer kaybediyordu. Cari açığı fazla yüksek olmayan ülkeler bir şekilde bununla baş edebilirlerdi ancak Türkiye’nin dolar geliri elde ettiği ihracatı bile dolar ödeyerek ithalat yapmasına bağlı olduğu için ekonomik kriz yavaş yavaş bizi kıskacına aldı.

Şimdi bu krizden çıkmanın tek yolu var. O da dünya ile rekabet edecek ürünler üretmek ve bu ürünleri yurtdışına satarak döviz geliri sağlamak. Bundan başka bu sarmaldan kurtulmanın hiçbir yolu yok. Evet, tabii ki isterseniz, yeni ve daha yüksek faizli borçlar alarak bu krizi biraz daha ertelersiniz ancak her erteleme sonrasında rahatlama biter bitmez kriz daha da derinleşerek devam eder ve içinden çıkılmaz bir durum alır.

Ülkelerin borçlanmaları tabii ki normaldir ancak sürdürülebilir bir ekonomi için mutlaka üretim şarttır. Üretim ve ihracat olmadan hiçbir ülke ekonomisini rahatlatamaz. Anormal olan bir ülkenin gelirleriyle borçlarını veya borçlarının faizlerini ödeyememesidir.

Şimdi Türkiye’nin önünde bu krizi atlatmak için önünde tek seçenek var: ÜRETMEK ve İHRAÇ ETMEK!

Bunu yapabilmek için de iki seçenek var: YA İMALAT SEKTÖRÜ ÜRÜNLERİ YA DA TARIMSAL ÜRETİM.

Birincisi, imalat sanayiine yatırım yaparak imalat sektörü ürünlerini artırarak teknolojik ürünler üreterek ihraç edip döviz sağlamaktır ki bu orta ve uzun vadeli bir yatırımdır. Büyük fabrikalar kurmayı gerektirir. Bugünkü ekonomik koşullarda, hiçbir firma kolay kolay böyle uzun vadeli bir yatırıma fon ayıramaz ve yüksek faizli borç yükü altına giremez. Öyleyse, bu yatırımı devletin yapması gerekiyor. Bu birinci seçenek, tıpkı Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi bir devlet eliyle kalkınma modeli gerektirir. Bu seçenek orta ve uzun vadelidir ve ilk yatırım maliyetlerinin karşılanması da büyük finansman gerektirir.

İkincisi ise, hem bize her zaman gerekli, son derece önemli tarımsal üretimdir. Tarımsal üretim kısa vadede getiri sağlar. Hiç vakit geçirmeden 1935’te İzmir’de toplanan İktisat kongresi benzeri bir Ulusal Tarım Kongresi düzenlenmeli, çiftçiler, çiftçi birlikleri, ilgili görevliler sorunları ve çözüm önerilerini tartışmalıdır. Bu kongre sonucunda........

© Gazete Kritik