We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

31 Mart: İktidar bloğu, Kürtler, medya ve yalan – Nejat Uğraş

12 5 0
23.04.2019

Nejat Uğraş*

31 Mart’ta yapılan Mahalli İdareler Seçimi, öncesi ve sonrasıyla Türkiye’deki siyasi partilerin mevcut mevzilerini koruma ve yeni mevziler elde etmek için stratejik/taktik bütün maharetlerini ortaya koydukları bir seçim oldu. Tarihsel bloku oluşturan sistem partilerinin “kendine yakın ve bağlaşık olan toplumsal grupların” desteğini kazanmak için yaptıkları güç mücadelesinde üçüncü bir seçenek olarak Kürt siyasal hareketinin doğu/batı ayrımından mütevellit stratejisi kritik bir eşik olarak batıdaki –özellikle metropollerde- sonuçlara doğrudan etkide bulundu. Bu nedenle 31 Mart seçimleri iktidar bloğu ile Kürt siyasal hareketi arasında asimetrik bir güç savaşının tartısında geçti dersek eksik bir saptamada bulunmuş olmayacağız.

31 Mart’ın, bu bağlamıyla AKP/MHP bloku ile Kürt siyasal hareketi arasındaki büyük bir karşılaşmaya ve hesaplaşmaya sahne olacağı herkesin malumuydu. Meselenin bir seçimi kazanmanın da ötesine geçeceği bir sır değildi. AKP/MHP iktidar bloğunun, Kürt halkının kazanılmış mevzilerine dönük kayyım atamalarına karşı Kürt siyasal hareketinin “bizimdi, yine bizim olacak” iddiası ve meydan okumasıyla büyük bir referanduma dönüşmüştü zaten. Elbette ki bu karşılaşma iki eşit güç arasında değil; olağanüstü bir güçle neredeyse gücünü sadece halktan alan diğer bir güç arasında geçti (Bu saptama halkın karar alma süreçlerinde yer aldığı anlamına gelmemektedir).

“Ancak güçlünün bu gücü öfkeli bir asabiyeti de beraberinde getiriyor(du). Sahip oldukları tüm olanaklara rağmen güçlerinin açıklanması mümkün olmayan bir sınırının olduğunu da [Kürt halkı yılların mücadele birikimi ve deneyiminden] keşfetmiş durumda.”[1] John Berger bunu “Boğucu egemenliğe karşı direnişin gücü” olarak tanımlıyor. Boğucu egemenliğin direniş karşısındaki öfkeli asabiyeti “davul gümbürtülerinin ve çınlayan borazanların eşlik ettiği en küflü vatan millet retoriğinin”[2] soslanmış, salçalanmış ve bulandırılmış türlü halleri seçim süreci boyunca medya eliyle kitlelerin üzerine yalan rüzgârlarıyla boca edildi. Aynı saldırgan ve hedef gösteren dil seçim sonrasında da tırpanlamaya devam etti/ediyor.

Gerek seçimlerin yapıldığı güne kadar gerekse de seçim sonrası yurttaşların özgür ve egemen siyasal iradelerine karşı geliştirilen kuralsızlık ve suistimal edici uygulamalar iktidar bloğu tarafından yalan üzerine kurulu bir dille müdafaa edilerek........

© Gazete Karınca