We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Zihnin Ucu Bucağı’ üzerine – Demet Parlar

4 6 7
27.01.2019

Demet Parlar

“Zihnin yarattığı sorunları, o sorunları yaratan zihin düzleminde kalarak çözemeyiz. “

(A. Einstein)

Riccardo Manzotti ve Tim Parks… Ne yalan söyleyeyim, daha önce isimlerini duymamıştım. Oysa romancı ve denemeci Parks’ın Manzotti ile yaptığı “Zihnin Ucu Bucağı” isimli söyleşi kitap Metis diyaloglar serisinden 2016 yılında yayınlanmış. En az üç yıl gecikmişim onları tanımakta.

Filozof ve robotik mühendisi Riccardo Manzotti ile yazar Tim Parks Milano’da aynı üniversitede çalışıyorlar ve çok iyi arkadaş oldukları sohbetlerinden anlaşılıyor.

Kitap, Parks’ın günlük sohbetlerini konu odaklı bir diyaloğa çevirme önerisiyle ortaya çıkmış. Gerçekten sistematik bir şekilde sürdürülen bu söyleşiyle “zihnin” ucunu bucağını farklı bir bakış açısı rehberliğinde geziyor ve tanıyorsunuz.

Söyleşi 15 bölümden oluşuyor ve bölüm başlıkları bu gezintinin ne denli ilginç olacağına dair ipuçları veriyor. İşte bazıları;

Bilincin bir başka deyişle zihnin ya da ruhun doğa bilimleri yöntemleriyle anlaşılabileceği kabulü son yirmi yılda beyin fonksiyonlarıyla ilgili ileri görüntüleme ve inceleme tekniklerinin gelişmesiyle birleşince nörobilim alanında çalışmalar çok arttı. Birbirinden çok farklı görüşler ve hipotezler ileri sürülüyor ancak henüz ortak kabul gören bir tez yok.

Yalnız nörobilim alanında çalışan neredeyse hemen herkes zihin-beden ayırımına dayalı klasik ikiciliğin (Kartezyen düalizm) geçerli olmadığı, yani zihin ve bedenin-beyin ve bilincin- iki farklı töz olamayacağı konusunda hemfikir.[1] Manzotti de bu temel anlayıştan yola çıkarak çok özgün bir tez geliştiriyor. “Zihnin Ucu Bucağı” kitabında Tim Parks’ın yorumları ve sorularıyla Manzotti, tezi kadar günümüzde üzerinde en çok durulan ve önem verilen bilinç tezlerini de birlikte tartışıyor.

Nörobilim alanında özgün tezler üreten bilim insanlarına ve filozoflarına baktığımızda bir çoğunun üçüncü kültür insanı olduğunu, doğa bilimcilerin felsefeyi, felsefecilerin de Manzotti örneğinde olduğu gibi fizik ve yapay zekâ kadar nörolojiyi de çok iyi bildiğini görüyorsunuz. Bu işbirliği ve geniş kavrayış olmadan bilincin doğası, ne olduğu anlaşılamayacak gibi görünüyor. Einstein, “Zihnin yarattığı sorunları, o sorunları yaratan zihin düzleminde kalarak çözemeyiz” diyerek problemleri çözmek için kavrayış ve anlayış değişikliğini, bir anlamda kendi düşünce yapımızdaki paradigmalarımızı ve ön yargılarımızı kırmak gerekliliğini hatırlatıyor bize. Manzotti de paradigmanın dışına çıkmayı öneriyor.

“Belki de yapmamız gereken, bilincin dünyanın temsili olduğu fikrinin ötesine geçmektir. Belki bilinç gerçekliğin ta kendisidir. Veya belki en başta ima ettiğim gibi, bütün bu tartışmanın arkasında yatan özne-nesne........

© Gazete Karınca