We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Öcalan’ın devlet tarafından açıklanan mektubu üzerine – Abdulmelik. Ş. Bekir

31 130 0
21.06.2019

Abdulmelik Ş. Bekir

İstanbul seçimlerine iki gün kala PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan gelen açıklama büyük yankı yarattı. İktidar tarafından yayınlanan mektup Öcalan’ın el yazması. Büyük ihtimalle Asrın Hukuk Bürosu da gün içinde aynı mektubu paylaşacak.

Öncelikle mektup, avukatlar beklenmeden iktidar tarafından Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ali Kemal Özcan’a açıklatıldı. Özcan’ın hangi sıfat ve görevle Öcalan’la görüştüğü şimdilik belirsiz. Tek başına açıklama yapması iktidarın yaşadığı sıkışmışlıktan dolayı aklıselimi kaybettiğini gösterdiği gibi işin ciddiyetinden de çok uzak olduğunun işareti. Yine de böylesi önemli bir gelişme karşısında bir detay olduğundan geçelim.

Öncelikle Öcalan’ın açıklamasının herkes tarafından soğukkanlılıkla ve paniğe, heyecana kapılmadan okunması gerekir. Açıklamayla Öcalan ve devlet arasında bir görüşme trafiğinin olduğunu biliyoruz artık. Görüşmelerden yansıyan mesajlara bakıldığında Öcalan’ın pozisyonu ve yaklaşımı da gayet açık. Buna karşı Erdoğan’ın ya da başka bir ifadeyle devletin konumu ise muğlak. Bu bağlamda ilk elden bakılması gereken, açıklamanın AKP tarafından İstanbul seçimleri için kullanacağı taktiksel bir hamle mi, yoksa seçimleri aşan Türkiye’nin iç ve dış politikasına da yansımaları olacak yeni bir sürecin belirtisi mi?

Sorunun cevabı zor olmakla birlikte sanırım bunu kısmen de olsa anlamanın en iyi yolu Öcalan’ın son dört görüşmede ifade ettiklerinin bütünlüklü değerlendirmesinden geçiyor. Erdoğan’ın oldukça pragmatik bir siyaset tarzının olduğu biliniyor. Ancak devletle otuz yılı aşkın bir süredir çok sayıda başbakan ve cumhurbaşkanıyla muhatap olmuş olan Öcalan’ın da devletle yapılan görüşmelerde oldukça deneyimli olduğunu unutmamak gerekir.

Erdoğan iç siyasette ve dış politikada oldukça sıkıştığı bir süreçten geçiyor. Siyaset tarzı, söylemi ve hikayesi tükenmiş durumda. Büyük ihtimalle 23 Haziran akşamı çıkacak sonuçlarla birkaç ay içinde ikinci yenilgisini yaşayacak. İstanbul’a atfettiği önem biliniyor. Kenti kazanma ya da kaybetmeyi iktidarı kaybetme veya elde tutmak olarak gördüğünü kendisi ifade etti. Bu tespitin gerçeklik payı var. Ancak bu İstanbul seçiminden ziyade Erdoğan’ın baş aşağı giden siyasetiyle alakalı. Kendisini kurtaracak olan şeyin İstanbul’u kazanmak değil yürüttüğü siyasetten vazgeçmek olduğunun farkında değil.

Bu sıkışmışlık içinde Erdoğan’ın Öcalan’ın kapısını çaldığı görülüyor. Öcalan’ın nüfuzunu seçim için kullanılmak istendiği de kesin. Ancak sadece amaç buysa şimdiden hem kendine hem de ülkeye büyük yazık ettiğini belirtelim. Erdoğan’ın son........

© Gazete Karınca