DİRİLİŞ VE HAREKET
Yazımızın başlığının sizde yapmış olduğu ilk çağrışım ne? Benim açımdan hayati denebilecek derecede öneme haiz iki kelime: Diriliş ve Hareket. Yazıya başlarken acaba hangisini, hangisi besliyor diye düşündüm. Hatta başlığı ilk önce “Diriliş İçin Hareket” olarak belirlemişken yazı öncesi bir kez daha düşünmek durumunda kaldığımda kendini sorduran yeni sorular;
meselenin net olarak birisi için diğerini ortaya koyabilecek netlikte olmadığı sonucuna ulaştırdı. Buyurun isterseniz bir de bu soruları birlikte sorarak soru/nu çözmeye çalışalım.
Diriliş mi önce gelir, hareket mi? Diri olmayan hareket edemez. Dolayısıyla hareketin olabilmesi için diri, yaşayan, canlı bir organizmanın olması gerekiyor. Tabi olarak bu vargı bize yeni soruların kapısını açacak: biyolojik olarak var olma, canlı olma, diri olmak için yeterli mi? Tam burada diriliş kelimesini salt organizma olarak yaşanan halden, hayata çevirebilmek gerekiyor. Esasen hareket ederek, hal ile mana ile ruh ile yaşama can olacak bir hale getirmek…
“Toprağın üstü mezar zevke dalmış ölüler/ can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler.” Böyle diyordu Abdürrahim Karakoç. Toprağın üzerinde mezar olmaktan kurtulabilmek için hareket etmek durumundayız. Hareket ederek, biyolojik olarak salt yaşam olan durumdan bir ruh taşıyan dirilişe geçebileceğiz. Yani “Hayy/at B/ilgisi”ne ihtiyacımız var. Ne diyorduk:........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar