We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

28 ŞUBAT NEYDİ?

9 2 1
26.02.2021

28 Şubat da diğer darbeler gibi müttefiklerimiz dediğimiz batıdan geldi. Post modern darbeden tutun, meclisin bombalanmasına kadar her türlü darbe modelini üzerimizde deneyen “batılı müttefiklerimiz” ile ilişkilerimizi bir türlü olması gereken şekle koyamadık. Yüzü ve yönü batıya dönük olanların kıblesi de genelde İsrail olur. Batıyla ilişkilerimizi olması gerektiği şekle getirmek için vermemiz gerek bedeli göze alamadığımız ve bölgemizle kenetlenemediğimiz için; batı, özellikle Müslüman toplumların kendisiyle ilişkilerinde emir komuta dışındaki bir hiyerarşiyi kabul etmemektedir. Bu da elbette ki onur kırıcıdır…

Kız öğrencilerin başörtüsü olduğu için okullara sokulmadığı, inançlı kesimin ve dini vecibelerini yerine getirmek isteyenlerin büyük baskılara maruz kaldığı, suni kaotik bir durum oluşturulup korkunun hakim kılındığı 28 Şubat post modern darbesi 24. yılını geride bıraktı.

Bin yıl süreceğini söylüyorlardı mucitleri.

28 Şubat süreci, 1997'de Necmettin Erbakan-Tansu Çiller hükümetinin silahlı kuvvetler tarafından istifaya zorlanmasıyla başladı. Bu darbe; darbeler ülkesi olan Türkiye’ nin 27 Mart, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerine benzemiyordu. Ordu, 28 Şubat'ta yönetime bizzat el koymadı. Askerler daha farklı bir yöntem kullanarak medya üzerinden bir savaş başlattı.

İşin bu boyutu az çok biliniyor. Neticede 5-6 ay gibi kısa bir sürede Türkiye tarihinde ilk defa denk bütçe yapmayı başaran, onurlu/bağımsız dış politikanın temeli olabilecek D-8 oluşumunu hayata geçiren, faiz ve rantı büyük ölçüde kısarak küresel Emperyalist sisteme darbe vuran, memuruna, işçisine yüzde yüzlere varan ücret artışları sağlayan ve üretim ve savunma sanayiye yönelmeye başlayan ve

en önemlisi batının Ortadoğu’ da ki politikalarında rol almak istemeyen Necmettin Erbakan hükümeti iş başından uzaklaştırıldı.

Demokrasiye balans ayarı olarak adlandırdıkları bu darbe ile tüm kazanımlar halktan kısa sürede geri alındı ve Türkiye bankaları alenen soyuldu.

İkna odaları uygulamaları, örtünen her Müslüman öğrenciye uygulanan baskılardan sadece biri oldu, imam hatipler ve Kuran Kursları kapatıldı, tutuklamalar, medya ve sivil toplum kuruluşlarına baskılar, başörtüsüyle hastaneye bile gidememeler…

İslami muhalefet ve toplumsal/siyasal talepleri başarılı bir algı yönetimiyle, başörtüsü ve eğitim hakkı gibi dar/kısır bir alana bloke edildi.

Kısacası inançlı kesimlere ölüm gösterildi.

Sonra garip şeyler oldu.

28 Şubat muktedirleri milli görüş safını dağıttı. Onlardan yeni bir kadro/parti oluştu, bu parti iktidara geldi. Bu kadrolar daha uzlaşmacı bir politikayla işlerin yürütülebileceğini, ülkenin huzura kavuşacağını umuyordu. Parti, 28 sürecinde ölümü gören mağdurlardan da ciddi bir destek aldı, vesayete karşı söylemlerinden dolayı, islamcı ve muhafazakar kesimlerin dışındaki kesimlerden de.

Ancak 28 Şubat, hala bazı yönleriyle yeterince tartışılmadığını düşünen bazı analistler ve siyasi gözlemciler;

"ne oldu da; ‘28 Şubat bin yıl sürecek’ diyen muktedirler, bu kadronun, hiçbir mücadele vermeden ve galip gelmeden iktidara gelmesine müsaade etti?"

gibi batının sinsi senaryo ve tuzaklarını ortaya daha net çıkarabilecek sorulara da ilgi duymaya devam etmektedirler.

Diğer........

© Gazete İpekyol


Get it on Google Play