LGS’YE GÜNLER KALA: ÖĞRENCİLER KAYGI İLE NASIL BAŞ ETMELİ? |
Haziran ayının gelmesi ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında binlerce öğrenci aynı duyguların içinde gidip geliyor: heyecan, korku, stres, belirsizlik ve yoğun bir baskı hissi… Özellikle Liselere Geçiş Sistemi yani LGS, yalnızca akademik bir sınav olmaktan çıkıp öğrencilerin psikolojik dünyasını etkileyen önemli bir sürece dönüştüğünü görüyoruz. Son günlerde görüştüğüm öğrencilerin çoğunda da aynı kaygıyı görmek mümkün. Sınava günler kala birçok öğrenci ders çalışmaktan çok kaygısıyla mücadele etmeye başlıyor ve bunun için destek almak istiyor.
PEKİ ÖĞRENCİLER BU SÜREÇTE KAYGIYLA NASIL BAŞ ETMELİ? Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor. Kaygı tamamen kötü bir duygu değildir. İnsan hayatında belli düzeyde kaygı motivasyon sağlayabilir ve hayatın akışında olması gerekir. Sınava hazırlanmak, plan yapmak ve sorumluluk almak gibi davranışların arkasında çoğu zaman kontrollü bir kaygı vardır. Ancak kaygı kontrolden çıktığında öğrencinin dikkatini, motivasyonunu ve performansını olumsuz etkilemeye başlar.
LGS’ye hazırlanan öğrencilerle konuşulduğunda en sık duyulan cümlelerden biri şudur:“Ya başaramazsam?”
Aslında bu soru yalnızca bir sınav korkusunu değil, aynı zamanda hayal kırıklığı ve endişeyi de içinde barındırıyor. Birçok öğrenci yalnızca kendi geleceği için değil ailesini mutlu etmek, öğretmenlerinin beklentisini karşılamak ve çevresine kendini kanıtlamak için de büyük bir baskı hissediyor. Özellikle sosyal medya çağında öğrencilerin üzerindeki yük daha da artıyor. Sürekli deneme sonuçları paylaşan öğrenciler, saatlerce ders çalışan kişilerin videoları, yüksek netler ve başarı hikâyeleri… Bunların tamamı bazı öğrencilerde yetersizlik hissine neden olabiliyor. Öğrenci bir noktadan sonra kendi gelişimine değil, başkalarının başarısına odaklanmaya başlıyor. Bu da kaygıyı daha da büyütüyor. Oysa unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var. Her öğrencinin öğrenme biçimi, çalışma temposu ve psikolojik dayanıklılığı birbirinden farklıdır. Bir öğrencinin başarısı başka bir öğrencinin ölçüsü olamaz.
Kaygıyla baş etmenin ilk yolu, öğrencinin kendisini başkalarıyla kıyaslamayı bırakmasıdır. Çünkü kıyaslama motivasyondan çok yetersizlik hissi doğuruyor. Öğrencinin kendi gelişimine odaklanmasını örseleyen en olumsuz etkendir. Ve bu süreçte öğrencinin kendine odaklanması gerekir. Dün çözemediği bir soruyu bugün çözebilmesi bile önemli bir ilerlemedir.
Sınava günler kala yapılan en büyük hatalardan biri de yoğun çalışma temposunu son ana kadar sürdürmeye çalışmaktır. Birçok öğrenci son günlerde eksiklerini kapatma telaşıyla saatlerce masa başında oturuyor. Ancak zihnin de dinlenmeye........