menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YKS’YE GÜNLER KALA

14 0
previous day

Önümüzdeki hafta sonu milyonlarca genç, uzun süredir hazırlandıkları üniversite sınavına girecek. Sınav tarihi yaklaştıkça yalnızca öğrencilerin değil, anne babaların da heyecanı, beklentisi ve kaygısı artıyor. Evlerde son tekrarlar yapılıyor, deneme sonuçları değerlendiriliyor, gelecek planları konuşuluyor. Ancak bu yoğun hazırlık sürecinde çoğu zaman gözden kaçırdığımız önemli bir gerçek var: Sınava yalnızca öğrenciler değil, aileler de hazırlanıyor. Çünkü sınav süreci, akademik olduğu kadar psikolojik bir süreçtir ve bu süreçte gençlerin performansını belirleyen tek unsur bilgi düzeyleri değildir. Dikkat, motivasyon, öz güven, stres yönetimi ve duygusal dayanıklılık da en az akademik hazırlık kadar önem taşımaktadır.

Sınav dönemlerinde en sık karşılaştığımız konulardan biri sınav kaygısıdır. Kaygı, toplumda düşünüldüğünün aksine tamamen olumsuz bir duygu değildir. Psikoloji alanında yapılan çalışmalar, belirli düzeyde hissedilen kaygının kişiyi harekete geçirdiğini, dikkati artırdığını ve performansı desteklediğini göstermektedir. Sorun kaygının varlığı değil, kişinin yaşamını ve performansını olumsuz etkileyecek düzeye ulaşmasıdır. Bir sınava günler kala heyecanlanmak, zaman zaman endişelenmek ya da sonucu düşünmek son derece doğal bir durumdur. Hatta bu durum, beynimizin karşı karşıya olduğu görevi önemli olarak değerlendirdiğinin bir göstergesidir. Ancak kaygı kontrolden çıkıp kişinin zihnini sürekli olumsuz senaryolarla meşgul etmeye başladığında, öğrencinin bildiklerini kullanmasını zorlaştırabilir.

Albert Ellis’in de vurguladığı gibi, insanları kaygılandıran çoğu zaman olayların kendisi değil, olaylara yükledikleri anlamlardır. Bir öğrenci sınavı hayatının tek dönüm noktası olarak görmeye başladığında, başarısız olma ihtimali gözünde büyür ve kaygı seviyesi yükselir. “Ya kazanamazsam?”, “Ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?”, “Ya emeklerim boşa giderse?” gibi düşünceler zihni meşgul etmeye başladığında, gençler sınavın kendisinden çok bu düşüncelerle mücadele etmek zorunda kalırlar. Oysa sınavı önemli ama hayatın tek belirleyicisi olmayan bir adım olarak değerlendirebilmek, psikolojik dayanıklılığı artıran en önemli etkenlerden biridir.

Bu noktada ailelerin rolü son derece kritiktir. Çünkü öğrencilerin taşıdığı yükün önemli bir kısmı bazen sorumluluklarından........

© Gazete İpekyol