menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜKENMİŞLİĞİ TÜKETMEK

8 0
22.12.2025

Bazı yorgunluklar gürültü çıkarmaz. Ne yüksek bir şikâyetle kendini duyurur ne de dramatik bir kırılmayla görünür olur. Daha çok, insanın içinden bir şeylerin yavaş yavaş çekilmesi gibidir. Önce heves azalır, sonra anlam ve en son da insanın hayata affettiği anlam eksilir. Bu sebeple tükenmişlik fark edildiğinde ço ğu zaman çoktan hayatımıza yerleşmiş olur.
Modern yaşamda sürekli meşgul olmak, sürekli üretmek, sürekli bir yerlere yetişmek, yeterli olmanın koşulu gibi algılanır. Dinlenmek ise çoğu zaman ertelenen, hak edilmesi gereken bir lüks gibi görülür. Ancak psikoloji literatürü uzun zamandır insan ruhunun kesintisiz çabalamaya uyum sağlayamadığını, aksine zamanla bu durumun zedelendiğini öne sürüyor. Sürekli tetikte olmak, sinir sistemini bir tehdit altındaymış gibi çalıştırır ve bu durum uzun vadede duygusal kaynakları tüketir.
Tükenmişlik kavramı psikoloji literatürüne ilk kez girdiğinde, Amerikalı psikolog Herbert Freudenberger bu durumu özellikle idealist, sorumluluk duygusu yüksek ve kendinden çok başkalarını düşünen bireylerde gözlemlediğini belirtmiştir. Freudenberger’e göre tükenmişlik, kişinin verdiği emekle aldığı duygusal karşılık arasındaki dengenin uzun süre bozulmasıyla ortaya çıkar. Daha sonra Christina Maslach, tükenmişliği duygusal tükenme, insanlara karşı duyarsızlaşma ve kişinin kendini yetersiz hissetmesi olmak üzere üç boyutta ele aldı. Bugün hâlâ kullanılan bu model, tükenmişliğin........

© Gazete İpekyol