KOLEKTİF TRAVMALAR |
Travma denildiğinde çoğu zaman aklımıza bireysel yaşantılar gelir; bir kayıp, bir kaza, bir hastalık. Oysa bazı travmalar vardır ki tek bir kişiye değil, bir topluma, bir şehre, hatta kuşaklara yayılır. Doğal afetler, savaşlar, göçler, ekonomik krizler, salgınlar… Bunlar yalnızca haberlerde kalmaz insanların ruhsal dünyasında, ilişkilerinde ve gündelik yaşamında iz bırakır. İşte buna kolektif travma diyoruz.
Kolektif travmaların en çarpıcı yönü, “herkes yaşadı ama kimse tam olarak konuşmuyor” hissidir. Acı ortaktır fakat yas çoğu zaman bastırılır. “Güçlü olmalıyız”, “hayat devam ediyor” gibi cümleler, iyileştirici olmaktan çok duyguları askıya alır. Oysa travmanın en temel ihtiyacı tanınmaktır. Yaşananın zor ve sarsıcı olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Bu tür travmalardan sonra........