GENÇLİK ALARM VERİYOR |
Sokakta, okulda, kütüphanede, toplu taşımada… Gençlerin yüzlerinde benzer bir ifade var: yorgunluk.
Bu yalnızca uykusuzluğun değil; derin bir kırgınlığın, tükenmişliğin yorgunluğu.
Hayatlarının başlangıcında olmalarına rağmen çoğu, bitiş çizgisine çoktan ulaşmış gibi hissediyor.
Peki biz nerede yanlış yaptık? Onları çok mu özgür bıraktık, yoksa fazla mı sıktık? Yoksa ikisinin arasında sağlıklı dengeyi yakalayamadık mı?
Sonsuz bir yarışın içinde doğdular
Bugünün gençleri, bitmek bilmeyen bir yarışın tam ortasında gözlerini açtı.
Bir sınavı kazanırsınız; yetmez. Dil öğrenmelisiniz; o da yetmez. Sertifika, staj, portföy, gönüllülük, sosyal aktiviteler…
Liste uzadıkça uzuyor.
Hiçbir zaman “Artık yeter, tamamdır.” diyemiyorlar.
Çünkü ne mola var, ne ödül, ne de net bir bitiş çizgisi.
Biz ise hâlâ “Daha fazlasını yapmalısın” demeyi sürdürüyoruz.
Peki kim bu tempoya dayanabilir?
Sosyal medya gerçeği çarpıtıyor
Sosyal medya, gençlerin dünyasında bir ayna değil, bir büyüteç.
Herkesin yalnızca en mutlu, en parlak anlarını gördükçe kendi hayatlarını eksik sanıyorlar.
Mükemmellik baskısı, gerçeklikle aralarına duvar örüyor.
Oysa huzur, insanın kendi olabilmesinde........