Unutulan Tarih Tekrar Yazılır

Tarih, sadece geçmişte olup bitenlerin kaydı değildir. Aynı zamanda insanın kendine bıraktığı bir nottur. “Bunu yaşadın, buradan ders al” diye yazılmış uzun bir mektup gibidir. Ama biz o mektubu çoğu zaman açıp okumayız. Açtığımızda da işimize gelen satırların altını çizer, geri kalanını görmezden geliriz. Sonra aynı acılar, aynı hatalar, aynı yıkımlar başka isimlerle tekrar karşımıza çıkar.

Unutulan tarih, aslında bilinmeyen tarih değildir. Bilinir ama hatırlanmak istenmez. Çünkü hatırlamak yüzleşmeyi gerektirir. Yüzleşmek ise cesaret ister. Hatalarla, ihmallerle, yanlış tercihlerle… O yüzden geçmişi ya yüceltiriz ya da tamamen karalarız. İkisi de gerçeği görmekten kaçmanın farklı yollarıdır. Tarih bize defalarca şunu gösterdi: Devletler bir günde yıkılmaz, toplumlar bir gecede çökmez. Çöküş, küçük ihmallerle başlar.

Adaletin zayıflamasıyla, liyakatin geri plana atılmasıyla, yönetenle yönetilen arasındaki bağın kopmasıyla… Ama bunlar yaşanırken kimse “tarih yazıyoruz” demez.........

© Gazete İlk Sayfa