Duyduğum ölçüde dinliyorum, dinlediğim kadar anlıyorum…

Değerli Akademisyen, Psikolog Doğan Cüceloğlu, “Bir insanın olgunluğunu, onun dinleme kalitesinde görürüm” cümlesiyle, dinlemeye atfettiği önemi belirtmiştir. Etkileyici ve üzerinde düşünmeye, yazmaya değer bir ifade. Kendisini rahmet ve saygıyla anıyorum.

Önce “İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırarak” başlayalım. Bir sohbet esnasında arkadaşımızı, bir toplantıda diğer katılımcıyı ya da evde ailemizden bir ferdi duyuyor muyuz? Hadi duyduk diyelim, gerçekten dinliyor ve anlıyor muyuz? Duymak başka, dinleyip anlamak bambaşkadır. Bu arada etkin dinleyememe hali daha “duyma” aşamasında başlar. Daha en başta duymuyorsak, devamı olan dinleme ve anlama söz konusu olamaz.

Örneklerle açalım;

Birinin diğerine bir rahatsızlığını anlattığı sohbeti canlandıralım:

Ayşe: “Sürekli bacaklarım ağrıyor.”
Ali: “Benim hep ağrır.”
Ayşe: “Bu başka bir ağrı ama üzerine basamıyorum.”
Ali: “Aynısı bende de var. Hatta doktora gittim, sebebini bulamadılar. Testler yaptılar, bekliyoruz, bu şekilde ne olacak bilmiyorum. Babamda da vardı, genetik........

© Gazete Gerçek