Sarı öküzü unutmayın!

YAŞADIĞIMIZ dünya demokrasi havariliği yapanların bu sisteme aykırı düşen hukuksuzluklarına şahit olmaya devam ediyor.

İşte son olarak Venezuala Devlet Başkanı Nicolos Maduro’nun başına gelenler…

Amerika, Venezuala sınırları içerisine soktuğu helikopterlerle Maduro’yu ve eşini evinden paketleyip Amerika’ya götürüyor.

Bu eyleme doğru demek mümkün değil.

Dünyanın yarısı da böyle söylüyor zaten.

Tabii bir hususu da gözden kaçırmamak kaydıyla…

Maduro bir diktatör.

Katıldığı son seçimleri muhalefet liderinin kazandığını iddia etmesine rağmen kazanmış ve devlet başkanı olarak kalmış bir lider, kabul!

Seçim nerede yapılmış?

Venezuala’da.

Peki Venezuala’da kimler yaşıyor?

Venezualılar.

Devlet başkanından, yönetme biçiminden ne kadar memnunlar önce onlara sormak lazım.

Dünya üzerinden hiçbir ülke bireyinin özgürlükleri, hukuki hakları ellerinden alınmış olarak yaşamaya devam etmeyi kabul edecekleri düşünülmez.

Uluslararası hukuka göre Maduro makbul ve demokrasi aşığı bir lider olmadığı da teyit edilmiş durumda.

Üstüne üstlük, dünya uyuşturucu pazarı ve trafiğinin bu ülkenin limanlarından yönetildiğini söyleyen, belgeleriyle ortaya koyan çok kişi, kuruluş ve devlet var.

O limanlara gelen, giden ve pazara hizmet ve sevk eden gemilere vakıf olan onlarcası da…

Başlarında bir diktatörle yaşamayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmeyen onlarca da millet…

Hiçbiri hoş değil.

Hiçbiri kabul edilebilir değil.

Ama tüm bu saydıklarımın yaşandığı yerler, birer devlet.

Sınırları var…

Yasaları var…

Ülkedeki yaşamsal kuralları ve devlet yönetimini kabul edenler, etmeyenler var.

Ama bir başka şey daha var.

Uluslararası hukuka göre o devletlerin sınırsal mahremiyetleri de var.

Yani, Amerika’nın dün yaptığını kabul eden, hoş ve haklı gören onca ulusa karşın bu davranışa karşı çıkan bir o kadar da devlet var.

Bugün Amerika’nın yaptığını yarın Rusya, Ukrayna’da…

Çin başka bir yerde yapmaya kalksa ve bunu meşru göstermeye kalkarsa dünya üzerindeki devletlerin bağımsızlığını kim, nasıl garanti edecek?

Bugün güç bende diyenlerin, yarın bir başka güce yol açacakları kesindir.

O nedenle, Venezula’da yapılanlara alkış tutanların unutmamaları gereken şey;

Nicolos Maduro’nun yeni sarı öküz olduğu.

Bugün bu duruma ses çıkarmayanlar sıra kendilerine geldiğinde;

‘Sarı öküzü vermemeliydik!’ demelerinin, yarın hiçbir anlamının olmayacağını bilmeleri gerekiyor.

İşte son olarak Venezuala Devlet Başkanı Nicolos Maduro’nun başına gelenler…

Amerika, Venezuala sınırları içerisine soktuğu helikopterlerle Maduro’yu ve eşini evinden paketleyip Amerika’ya götürüyor.

Bu eyleme doğru demek mümkün değil.

Dünyanın yarısı da böyle söylüyor zaten.

Tabii bir hususu da gözden kaçırmamak kaydıyla…

Maduro bir diktatör.

Katıldığı son seçimleri muhalefet liderinin kazandığını iddia etmesine rağmen kazanmış ve devlet başkanı olarak kalmış bir lider, kabul!

Seçim nerede yapılmış?

Venezuala’da.

Peki Venezuala’da kimler yaşıyor?

Venezualılar.

Devlet başkanından, yönetme biçiminden ne kadar memnunlar önce onlara sormak lazım.

Dünya üzerinden hiçbir ülke bireyinin özgürlükleri, hukuki hakları ellerinden alınmış olarak yaşamaya devam etmeyi kabul edecekleri düşünülmez.

Uluslararası hukuka göre Maduro makbul ve demokrasi aşığı bir lider olmadığı da teyit edilmiş durumda.

Üstüne üstlük, dünya uyuşturucu pazarı ve trafiğinin bu ülkenin limanlarından yönetildiğini söyleyen, belgeleriyle ortaya koyan çok kişi, kuruluş ve devlet var.

O limanlara gelen, giden ve pazara hizmet ve sevk eden gemilere vakıf olan onlarcası da…

Başlarında bir diktatörle yaşamayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmeyen onlarca da millet…

Hiçbiri hoş değil.

Hiçbiri kabul edilebilir değil.

Ama tüm bu saydıklarımın yaşandığı yerler, birer devlet.

Sınırları var…

Yasaları var…

Ülkedeki yaşamsal kuralları ve devlet yönetimini kabul edenler, etmeyenler var.

Ama bir başka şey daha var.

Uluslararası hukuka göre o devletlerin sınırsal mahremiyetleri de var.

Yani, Amerika’nın dün yaptığını kabul eden, hoş ve haklı gören onca ulusa karşın bu davranışa karşı çıkan bir o kadar da devlet var.

Bugün Amerika’nın yaptığını yarın Rusya, Ukrayna’da…

Çin başka bir yerde yapmaya kalksa ve bunu meşru göstermeye kalkarsa dünya üzerindeki devletlerin bağımsızlığını kim, nasıl garanti edecek?

Bugün güç bende diyenlerin, yarın bir başka güce yol açacakları kesindir.

O nedenle, Venezula’da yapılanlara alkış tutanların unutmamaları gereken şey;

Nicolos Maduro’nun yeni sarı öküz olduğu.

Bugün bu duruma ses çıkarmayanlar sıra kendilerine geldiğinde;

‘Sarı öküzü vermemeliydik!’ demelerinin, yarın hiçbir anlamının olmayacağını bilmeleri gerekiyor.

Amerika, Venezuala sınırları içerisine soktuğu helikopterlerle Maduro’yu ve eşini evinden paketleyip Amerika’ya götürüyor.

Bu eyleme doğru demek mümkün değil.

Dünyanın yarısı da böyle söylüyor zaten.

Tabii bir hususu da gözden kaçırmamak kaydıyla…

Maduro bir diktatör.

Katıldığı son seçimleri muhalefet liderinin kazandığını iddia etmesine rağmen kazanmış ve devlet başkanı olarak kalmış bir lider, kabul!

Seçim nerede yapılmış?

Venezuala’da.

Peki Venezuala’da kimler yaşıyor?

Venezualılar.

Devlet başkanından, yönetme biçiminden ne kadar memnunlar önce onlara sormak lazım.

Dünya üzerinden hiçbir ülke bireyinin özgürlükleri, hukuki hakları ellerinden alınmış olarak yaşamaya devam etmeyi kabul edecekleri düşünülmez.

Uluslararası hukuka göre Maduro makbul ve demokrasi aşığı bir lider olmadığı da teyit edilmiş durumda.

Üstüne üstlük, dünya uyuşturucu pazarı ve trafiğinin bu ülkenin limanlarından yönetildiğini söyleyen, belgeleriyle ortaya koyan çok kişi, kuruluş ve devlet var.

O limanlara gelen, giden ve pazara hizmet ve sevk eden gemilere vakıf olan onlarcası da…

Başlarında bir diktatörle yaşamayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmeyen onlarca da millet…

Hiçbiri hoş değil.

Hiçbiri kabul edilebilir değil.

Ama tüm bu saydıklarımın yaşandığı yerler, birer devlet.

Sınırları var…

Yasaları var…

Ülkedeki yaşamsal kuralları ve devlet yönetimini kabul edenler, etmeyenler var.

Ama bir başka şey daha var.

Uluslararası hukuka göre o devletlerin sınırsal mahremiyetleri de var.

Yani, Amerika’nın dün yaptığını kabul eden, hoş ve haklı gören onca ulusa karşın bu davranışa karşı çıkan bir o kadar da devlet var.

Bugün Amerika’nın yaptığını yarın Rusya, Ukrayna’da…

Çin başka bir yerde yapmaya kalksa ve bunu meşru göstermeye kalkarsa dünya üzerindeki devletlerin bağımsızlığını kim, nasıl garanti edecek?

Bugün güç bende diyenlerin, yarın bir başka güce yol açacakları kesindir.

O nedenle, Venezula’da yapılanlara alkış tutanların unutmamaları gereken şey;

Nicolos Maduro’nun yeni sarı öküz olduğu.

Bugün bu duruma ses çıkarmayanlar sıra kendilerine geldiğinde;

‘Sarı öküzü vermemeliydik!’ demelerinin, yarın hiçbir anlamının olmayacağını bilmeleri gerekiyor.

Bu eyleme doğru demek mümkün değil.

Dünyanın yarısı da böyle söylüyor zaten.

Tabii bir hususu da gözden kaçırmamak kaydıyla…

Maduro bir diktatör.

Katıldığı son seçimleri muhalefet liderinin kazandığını iddia etmesine rağmen kazanmış ve devlet başkanı olarak kalmış bir lider, kabul!

Seçim nerede yapılmış?

Venezuala’da.

Peki Venezuala’da kimler yaşıyor?

Venezualılar.

Devlet başkanından, yönetme biçiminden ne kadar memnunlar önce onlara sormak lazım.

Dünya üzerinden hiçbir ülke bireyinin özgürlükleri, hukuki hakları ellerinden alınmış olarak yaşamaya devam etmeyi kabul edecekleri düşünülmez.

Uluslararası hukuka göre Maduro makbul ve demokrasi aşığı bir lider olmadığı da teyit edilmiş durumda.

Üstüne üstlük, dünya uyuşturucu pazarı ve trafiğinin bu ülkenin limanlarından yönetildiğini söyleyen, belgeleriyle ortaya koyan çok kişi, kuruluş ve devlet var.

O limanlara gelen, giden ve pazara hizmet ve sevk eden gemilere vakıf olan onlarcası da…

Başlarında bir diktatörle yaşamayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmeyen onlarca da millet…

Hiçbiri hoş değil.

Hiçbiri kabul edilebilir değil.

Ama tüm bu saydıklarımın yaşandığı yerler, birer devlet.

Sınırları var…

Yasaları var…

Ülkedeki yaşamsal kuralları ve devlet yönetimini kabul edenler, etmeyenler var.

Ama bir başka şey daha var.

Uluslararası hukuka göre o devletlerin sınırsal mahremiyetleri de var.

Yani, Amerika’nın dün yaptığını kabul eden, hoş ve haklı gören onca ulusa karşın bu davranışa karşı çıkan bir o kadar da devlet var.

Bugün Amerika’nın yaptığını yarın Rusya, Ukrayna’da…

Çin başka bir yerde yapmaya kalksa ve bunu meşru göstermeye kalkarsa dünya üzerindeki devletlerin bağımsızlığını kim, nasıl garanti edecek?

Bugün güç bende diyenlerin, yarın bir başka güce yol açacakları kesindir.

O nedenle, Venezula’da yapılanlara alkış tutanların unutmamaları gereken şey;

Nicolos Maduro’nun yeni sarı öküz olduğu.

Bugün bu duruma ses çıkarmayanlar sıra kendilerine geldiğinde;

‘Sarı öküzü vermemeliydik!’ demelerinin, yarın hiçbir anlamının olmayacağını bilmeleri gerekiyor.

Dünyanın yarısı da böyle söylüyor zaten.

Tabii bir hususu da gözden kaçırmamak kaydıyla…

Maduro bir diktatör.

Katıldığı son seçimleri muhalefet liderinin kazandığını iddia etmesine rağmen kazanmış ve devlet başkanı olarak kalmış bir lider, kabul!

Seçim nerede yapılmış?

Venezuala’da.

Peki Venezuala’da kimler yaşıyor?

Venezualılar.

Devlet başkanından, yönetme biçiminden ne kadar memnunlar önce onlara sormak lazım.

Dünya üzerinden hiçbir ülke bireyinin özgürlükleri, hukuki hakları ellerinden alınmış olarak yaşamaya devam etmeyi kabul edecekleri düşünülmez.

Uluslararası hukuka göre Maduro makbul ve demokrasi aşığı bir lider olmadığı da teyit edilmiş durumda.

Üstüne üstlük, dünya uyuşturucu pazarı ve trafiğinin bu ülkenin limanlarından yönetildiğini söyleyen, belgeleriyle ortaya koyan çok kişi, kuruluş ve devlet var.

O limanlara gelen, giden ve pazara hizmet ve sevk eden gemilere vakıf olan onlarcası da…

Başlarında bir diktatörle yaşamayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmeyen onlarca da millet…

Hiçbiri hoş değil.

Hiçbiri kabul edilebilir değil.

Ama tüm bu saydıklarımın yaşandığı yerler, birer devlet.

Sınırları var…

Yasaları var…

Ülkedeki yaşamsal kuralları ve devlet yönetimini kabul edenler, etmeyenler var.

Ama bir başka şey daha var.

Uluslararası hukuka göre o devletlerin sınırsal mahremiyetleri de var.

Yani, Amerika’nın dün yaptığını kabul eden, hoş ve haklı gören onca ulusa karşın bu davranışa karşı çıkan bir o kadar da devlet var.

Bugün Amerika’nın yaptığını yarın Rusya, Ukrayna’da…

Çin başka bir yerde yapmaya kalksa ve bunu meşru göstermeye kalkarsa dünya üzerindeki devletlerin bağımsızlığını kim, nasıl garanti edecek?

Bugün güç bende diyenlerin, yarın bir başka güce yol açacakları kesindir.

O nedenle, Venezula’da yapılanlara alkış tutanların unutmamaları gereken şey;

Nicolos Maduro’nun yeni sarı öküz olduğu.

Bugün bu duruma ses çıkarmayanlar sıra kendilerine geldiğinde;

‘Sarı öküzü vermemeliydik!’ demelerinin, yarın hiçbir anlamının olmayacağını bilmeleri gerekiyor.

Tabii bir hususu da gözden kaçırmamak kaydıyla…

Maduro bir diktatör.

Katıldığı son seçimleri muhalefet liderinin kazandığını iddia etmesine rağmen kazanmış ve devlet başkanı olarak kalmış bir lider, kabul!

Seçim nerede yapılmış?

Venezuala’da.

Peki Venezuala’da kimler yaşıyor?

Venezualılar.

Devlet başkanından, yönetme biçiminden ne kadar memnunlar önce onlara sormak lazım.

Dünya üzerinden hiçbir ülke bireyinin özgürlükleri, hukuki hakları ellerinden alınmış olarak yaşamaya devam etmeyi kabul edecekleri düşünülmez.

Uluslararası hukuka göre Maduro makbul ve demokrasi aşığı bir lider olmadığı da teyit edilmiş durumda.

Üstüne üstlük, dünya uyuşturucu pazarı ve trafiğinin bu ülkenin limanlarından yönetildiğini söyleyen, belgeleriyle ortaya koyan çok kişi, kuruluş ve devlet var.

O limanlara gelen, giden ve pazara hizmet ve sevk eden gemilere vakıf olan onlarcası da…

Başlarında bir diktatörle yaşamayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmeyen onlarca da millet…

Hiçbiri hoş değil.

Hiçbiri kabul edilebilir değil.

Ama tüm bu saydıklarımın yaşandığı yerler, birer devlet.

Sınırları var…

Yasaları var…

Ülkedeki yaşamsal kuralları ve devlet yönetimini kabul edenler, etmeyenler var.

Ama bir başka şey daha var.

Uluslararası hukuka göre o devletlerin sınırsal mahremiyetleri de var.

Yani, Amerika’nın dün yaptığını kabul eden, hoş ve haklı gören onca ulusa karşın bu davranışa karşı çıkan bir o kadar da devlet var.

Bugün Amerika’nın yaptığını yarın Rusya, Ukrayna’da…

Çin başka bir yerde yapmaya kalksa ve bunu meşru göstermeye kalkarsa dünya üzerindeki devletlerin bağımsızlığını kim, nasıl garanti edecek?

Bugün güç bende diyenlerin, yarın bir başka güce yol açacakları kesindir.

O nedenle, Venezula’da yapılanlara alkış tutanların unutmamaları gereken şey;

Nicolos Maduro’nun yeni sarı öküz olduğu.

Bugün bu duruma ses çıkarmayanlar sıra kendilerine geldiğinde;

‘Sarı öküzü vermemeliydik!’ demelerinin, yarın hiçbir anlamının olmayacağını bilmeleri gerekiyor.

Maduro bir diktatör.

Katıldığı son seçimleri muhalefet liderinin kazandığını iddia etmesine rağmen kazanmış ve devlet başkanı olarak kalmış bir lider, kabul!

Seçim nerede yapılmış?

Venezuala’da.

Peki Venezuala’da kimler yaşıyor?

Venezualılar.

Devlet başkanından, yönetme biçiminden ne kadar memnunlar önce onlara sormak lazım.

Dünya üzerinden hiçbir ülke bireyinin özgürlükleri, hukuki hakları ellerinden alınmış olarak yaşamaya devam etmeyi kabul edecekleri düşünülmez.

Uluslararası hukuka göre Maduro makbul ve demokrasi aşığı bir lider olmadığı da teyit edilmiş durumda.

Üstüne üstlük, dünya uyuşturucu pazarı ve trafiğinin bu ülkenin limanlarından yönetildiğini söyleyen, belgeleriyle ortaya koyan çok kişi, kuruluş ve devlet var.

O limanlara gelen, giden ve pazara hizmet ve sevk eden gemilere vakıf olan onlarcası da…

Başlarında bir diktatörle yaşamayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmeyen onlarca da millet…

Hiçbiri hoş değil.

Hiçbiri kabul edilebilir değil.

Ama tüm bu saydıklarımın yaşandığı yerler, birer devlet.

Sınırları var…

Yasaları var…

Ülkedeki yaşamsal kuralları ve devlet yönetimini kabul edenler, etmeyenler var.

Ama bir başka şey daha var.

........

© Gazete Gerçek